Çizgi Roman


SHAMAN WARRIOR
Kasım 23, 2006, 9:46 am
Kategori: Comics - Dark Horse

Katsurio Otomo, Hiroaki Samura, Kazuo Koike ve Goseki Kojima gibi Japon çizgi romanının önde gelen isimlerinin çalışmalarının İngilizce edisyonlarını basan Dark Horse’den orjinal formatında bir Kore çizgi romanı (mahnwa), Shaman Warrior… Blade of Immortal ve Vagabond ayarında olduğu söylenen serinin, 208 sayfalık ilk cildinin yayın tarihi 29  Kasım 2006. 16 yaş ve yukarısı ibaresi taşıyan serinin yazarı ve çizeri Park Joong-Ki . Hikaye iki gizemli savaşcı Büyücü Yarong ve onun sadık uşağı Batu’nun etrafında başlıyor. Ön izleme sayfalarını aşağıda görebilirsiniz.

Shaman Warrior

Kapak
Sayfa 1
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4 

Kore’de Manhwa’lar, Joseon Hanedanlığı’ndan bu yana kendi geleneğine sahip. 1970′lerden itibaren Japon Manga üretimiyle bağlantılı ticari bir genişleme başladı.  Kitap başına 500 bin ila 1 milyon baskı yapılmakta.  Japon Manga’larıyla Kore Manwha’ları birbirinden farklı bir yapıya sahip. Çizim tekniğinin haricinde Kore çizgi romanlarında şiddet ya da ‘hard-core seks’ sahnelerine çok az rastlanıyor.  Manhwa’lar da daha çok katmanlı karakterler, daha detaylı çizimler tercih edildiği söylenmekte.

Erdem DENİZLİOĞLU



Birinci olduk…
Kasım 22, 2006, 10:13 pm
Kategori: Çizgiroman

Fazla söze gerek yok… Paylaşım son hızla devam ediyor…

Bilgi akışında birinciyiz…

Emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkürler..



Le BD-Vore
Kasım 22, 2006, 8:23 pm
Kategori: Wallpapers, Çizgiroman

Daha fazla Wallpaper… Daha fazla…



Se7en – 7 günah, 7 cinayet, 7 çizgiroman
Kasım 22, 2006, 10:13 am
Kategori: Comics - Diğer Firmalar

se7en 

90′lı yılların kült filmlerinden biri olan David Fincher’ın yönettiği Se7en ilgi çekici bir proje ile geri döndü. Zenescope Entertainment tarafından yayınlanmaya başlayan Se7en çizgiroman serisi filmin öncesinde Kevin Spacey’nin canlandırdığı John Doe karakterinin 7 günaha dayanarak işlediği cinayetleri konu alıyor. Seride her sayıda cinayetlerden biri anlatılmakta.

22 Kasım’da satışa çıkacak çizgiromanın “Gluttony” adlı ilk sayısının yazarı Gregory, çizeri Tommy Castillo ve kapak çizeri de David Seidman.



Yeni Spidey afişleri
Kasım 22, 2006, 9:48 am
Kategori: Sinema / TV (Çizgiroman uyarlamalari)

spidey3

Spider-Man 3 filminden iki yeni afiş yayınlandı:

Afiş 1                                   Afiş 2

Aşağıda da daha önce yayınlanmış üç afişi görebilirsiniz:

Afiş 1                                   Afiş 2                                    Afiş 3



Peter Jackson’siz Hobbit olur mu?
Kasım 22, 2006, 9:35 am
Kategori: Sinema / TV

peterjackson 

Hobbit romanının film hakları nedeniyle MGM ve LOTR üçlemesinin yapımsıcı New Line Cinema arasında uzun süredir devam eden anlaşmazlıklar nihayet yatışmak üzere denilirken 20 Kasım tarihinde Peter Jackson’ın theonering.net sitesinde yayınladığı mektup LOTR filmlerinin hayran kitlelerinde tam anlamıyla bomba etkisi yarattı. Jackson ve eşi (aynı amanda LOTR filmlerinin senaristi) Fran Walsh’un açıklamalarında artık Hobbit projesi ile bir ilişkilerinin kalmadığı ve New Line’nın başka bir yönetmen arayışına girdiği belirtiliyordu.

New Line Cinema ile Peter Jackson arasında LOTR nedeniyle doğan dava bir süredir devam etmekteydi. Hobbit filmini yapmayı çok isteyen ve en geç 2008 gibi filmin ön hazırlıklarına başlamak isteyen Jackson gene de bu dava sonuçlanana kadar film çalışmalarını bekletmek istemekteydi. Fakat davanın yavaş ilerlemesi Hobbit’in film hakları kısa süre sonra elinden çıkacak olan New Line’nı endişelendirdi ve stüdyo Jackson’a baskı yapmaya başladı, Jackson da bu baskılara karşı çıkınca New Line Cinema yönetimi yollarını ayırdıklarını ve başka bir yönetmen arayacaklarını açıklamış durumda.

Bu haber ilk olarak Hobbit filmini New Line Cinema ile ortaklaşa hazırlayacak MGM’in tepkisini çekti. MGM basın sözcüsü filmi Peter Jackson’dan başkasının yönetmesini düşünmediklerini açıkladı.

Hemen ardından da hayran kitlelerinin tepkileri çok kısa süre içinde çığ gibi büyüdü. New Line Cinema’ya filmin başına yeniden Peter Jackson’ı getirmeleri konusunda ciddi bir baskıya başlayan hayranların büyük çoğunluğu Jackson’sız bir Hobbit filmini asla izlemeyeceklerini açıklarken bazıları da tüm New Line filmlerini boykot edeceklerini duyurdular.

Giderek büyüyen tepkiler ve filmin diğer ortak stüdyosu MGM’in alınan kararın aksi yönündeki baskıları karşısında şimdi herkes New Line Cinema’nın kararından geri dönüp dönmeyeceğini beklemeye koyulmuş durumda.

Eğer Peter Jackson’sız bir Hobbit filmine karşı siz de tepkinizi duyurmak isteyenlerden iseniz linkteki siteye kayıt olarak sesinizi duyurabilirsiniz.



The Incredible Hulk: Bu sefer “ezecek” mi?
Kasım 21, 2006, 4:22 pm
Kategori: Sinema / TV (Çizgiroman uyarlamalari)

hulk 

Universal Studios tarafından çekilen, Ang Lee tarafından yönetilen ve 2003 yılında gösterime giren Hulk filmi çizgiroman fanatiklerini film konusunda ikiye bölmüş olmasının yanısıra gişe hasılatında kar elde etmiş olsa da stüdyonun beklediği rakamların altında kaldığı için o günden beri geçen zaman boyunca ikinci film için çekingen kalınmıştı. Nihayetinde stüdyo ikinci filmden vazgeçinde Hulk’un film telif hakkı Marvel Comics’e geri dönerek Marvel bünyesinde yeni kurulan film stüdyosu Marvel Studios’un eline geçmişti. “The Incredible Hulk” adı ile çekilecek ve ilk film gibi yaklaşık 120 milyon $’lık büyük bir bütçesi olacak yeni Hulk filminin yönetmenliğine Louis Leterrier (Transporter 1-2, Danny the Dog) getirilmiş ve filmde yeşil devin düşmanı olarak Abomination’ın olacağı açıklanmıştı. The Incredible Hulk filminin 2003′de Universal tarafından çekilen filmin devamı olup olmayacağı uzun süredir soru işaretiydi. Nihayet yönetmen Leterrier yaptığı açıklamasında filmin bir devam filmi olmayacağını belirtti. Büyük ihtimalle Hulk’un originine geri dönülecek filmde önceki filmde Bruce Banner’ı canlandıran Eric Bana ve Betty Ross’u canlandıran Jennifer Connely’i de göremeyeceğiz. Yönetmen Leterrier’in yeni filmde Bruce Banner’ı canlandıracak aktörde kitap kurdu bir görünüm aradığını açıklaması da Banner rolünün bir başkasına gideceğini onaylar vaziyette.



300 fragmani
Kasım 21, 2006, 3:42 pm
Kategori: Sinema / TV (Çizgiroman uyarlamalari)

300 

Frank Miller ve Lynn Varley’in 300 adlı grafik romanından uyarlanarak çekilen filmin fragmanını izlemek için tıklayın.

Yunanistan’da Ateş Geçitleri olarak adlandırılan geçidi koruyan Spartalıların kendilerinden çok daha üstün istilacı Pers ordusuna karşı uzun süre geçidi savunarak düşmanlarını ciddi kayıplara uğrattıkları Thermoplai Savaşı’nı anlatan film tarihi gerçeklerden ziyade Miller’ın grafik romanı 300′deki bakış açısından olayları aktarmakta. Aynı Miller’ın bir başka çalışması Sin City gibi geri planda CGI ağırlıklı çekilen filmin fragmanından anlaşıldığı kadarıyla gene Sin City tarzı ilham aldığı çizgiroman ile neredeyse karesi karesine aktarılan bir yapımın ortaya çıkmış olduğu.

Film ABD’de 9 Mart 2007′de gösterime girecek.

 

 



BİYOGRAFİ: GENE COLAN
Kasım 21, 2006, 1:47 pm
Kategori: Yazarlar / Çizerler

colan

Çizer 1 Eylül 1926, New York doğumlu (Joe Kubert’la aynı yıl ve ayda doğmuş. Aralarında sadece 17 gün var  ). Erken dönem çalışmalarına Adam Austin takma adıyla imza atıyor. Art Students League of New York okulunda çizim eğitimi görüyor. Bu dönemde illüstratör Frank Riley ve Japon ressam Kuniashi’den etkileniyor. İkinci Dünya Savaşında Filipinler’de görev yapıyor. Manila Times adındaki dergi için çizimler yapıyor. İlginçtir savaş zamanında silah altına alınan isimlerden biri de Fantastic Four, Spider-man, Hulk, Daredevil, X-Men gibi pek çok karakterin yaratıcısı Stan Lee’dir. Stan Lee bir röportajında gülerek, gençlik yıllarında aktör olmayı hayal ettiğini ancak yazarlık yeteneğinin ağır bastığını anlatır. Askere alındığındaysa içinden “İşte savaş kahramanınızı buldunuz” dediğini ama yine Ordunun “Hıııımm sen silahtan çok kalem kullanabilecek bir serseriye benziyorsun” diyerek masa başı işler verdiğini ve o dönemde cephedekilere moral verebilmek için hazırlanan birkaç dergide küçük işler yaptığını söyler. Colan ve Lee daha sonraki yıllarda Marvel çatısı altında bir araya gelecektir.

Gene Colan 1944 yıllında terhis olur. O dönemde paraya ihtiyacı vardır ve Wings Comics adındaki bilimkurgu serisini resimler. 1946′da DC Comics yani o zaman ki adıyla National Publications ve Timely yani şimdiki adıyla Marvel’a işler üretmeye başlar (Marvel’ın bir diğer adı da Atlas’dır). Aslında Colan’ın Timely’le ilişkisi öğrencilik yıllarına dayanır. Fotorealistik çizgisiyle DC’nin All-American Men at War, Captain Storm ve Our Army at War ve Marvel’inse Battle, Battle Action Battle Ground, Battlefront, G.I. Tales, Marines in Battle, Navy Combat ve Navy Tales resimler. Ki bu yılarda savaş dergileri popülerdir. 1950′lerden itibaren bu dergiler hızla azalır. Çünkü geriye dönenler ve kayıplarla savaş gerçek yüzünü göstermiştir. 30′lu ve 40′lı yıllarda peşi sıra Western dergileri çıkmaya başlar. Western dergilerinde asıl patlamaysa 50′li yıllardadır. Clarense E. Mulford’un 1904′de yarattığı ve daha sonraki yıllarda televizyona da uyarlanan roman kahramanı Hopalong Cassidy’yi çizgi romana uyarlanır. Hopalong Cassidy, Colan’ın çizgileri ve DC Comics logosuyla 1954 ve 1957 yılları arasında yayınlanır ki bu western karakterin ilk çizgi roman uyarlaması değildir. Daha önce Fawcett yayınları tarafından da çizgi romanları basılmıştır.

Colan 1960′larda Marvel’ın Sub Mariner, Tales of Astonish, Black Panther, Captain America, Dr. Strange serilerini çizer. İlk sayıları Don Hack resimlediği ve Iron Man karakterinin ilk görüldüğü Tales of Suspence serisini çiziyor. Colan’ın Marvel’daki en uzun soluklu çalışması Daredevil’dır. Eylül 1966′dan Haziran 1973′e kadar aralıksız tam 80 sayı süresince Daredevil çiziyor. Ardından serinin çizerliğini John Romita devralıyor ancak Colan 1974-79 yılları arasında 10 sayı daha Daredevil çiziyor. 1970′lerde 70 sayı süresince Marv Wolfman’ın yazdığı korku serisi Tomb of Dracula’yı çiziyor. Ki bence Tomb of Dracula yazarın olgunluk döneminin en belirgin çalışmasıdır. Yazar Steve Gerber’ın kült çizgi roman kahramanı Howard the Duck’ı resimler (ki 80′li yıllarda Lucasfilm tarafından bu karakterin film uyarlaması yapılmıştı). Bu dönemde aynı zamanda The Savage Sword Conan ve Savage Tales dergilerinde de çizmiştir.

80′li yılarda Colan DC’ye geri döner. 1982-1986 yılları arasında Batman, Batman: Detective Comics, Wonder Woman serilerini çiziyor. Yine bu dönemde Tomb of Dracula serisinde beraber çalıştığı Marv Wolfman’la Night Force serisini (14 sayı), Cary Bates’le Silverblade sayılarını hazırlar. 1987′de Doug Monech’in The Spectre’sını resimler. DC’nin kısa soluklu Nathaniel Dusk’ını çizer. Eclipse yayınevi için çalışmalar yapıyor. Özellikle Detective Inc. incelemeye değerdir.
Colan genellikle Alman asıllı Klaus Janson ve Tom Palmer gibi çizerlerle çalışmayı tercih eder. Dark Horse için Predator: Hell & Hot Water’ı çizdi. Bozulan sağlına karşın 2004 yılında eski dostu Marv Wolfman’la Curse of Dracula’yı çizdi. 2005 yıllında Wiil Eisner Hall of Flame ödülünü aldı.
Gene Colan’ın resmi web sitesi.

http://www.genecolan.com/

Erdem DENİZLİOĞLU



BİYOGRAFİ: JOE KUBERT
Kasım 21, 2006, 1:40 pm
Kategori: Yazarlar / Çizerler

Kubert

Bugün Amerikan çizgi romanının en büyük ustalarından biri sayılan Joe (Joseph) Kubert, 18 Eylül 1926 Polonya doğumlu. Yahudi kökenli ailesi, Kubert küçük yaşlardayken Amerika’ya yerleşiyor. 11 yaşında çizime başlıyan Kubert’ın ilk çalışması 1938′de yani 12 yaşındayken yayınlanıyor. Bob Montana’nın Archie dergisindeki çizimlerini çiniliyor. Montana’yla beraber o dönemde Silberkleit’in MLJ Yayınevinde çalışan Charles Biro, Mort Meskin ve Irv Novick gibi profesyonel çizerlerin çalışmalarını çiniliyor. İkinci Dünya Savaşı döneminde Manhattan’daki High School of Music and Art okuluna devam ediyor, bir taraftan da çizer Harry “A” Chesler stüdyolarında çalışıyor. Çizgi romanın altınçağı sayılan bu dönemde çizgi roman satışları milyonlarla ifade ediliyor. Dolayısıyla birbirinin benzeri pek çok dergi ve yayınevi var. Kubert, Chesler stüdyolarında Volton isimli bir dergide “Black Out” adında 6 sayfalık bir hikayeyinin karakalem ve çini çalışmasını yapıyor. Ardından da İlk profesyonel çalışması Holyoke Yayınevinden çıkan Catman Comics’in 8. sayısı (Mart 1942) yayınlanıyor. Fox Comics için Blue Beetle dergisini çiziyor. Bu karakterin yayın hakları daha sonra DC Comics tarafından satın alınıyor. Yine aynı dönemde Will Eisner için çalışmaya başlıyor. Gazetelerin haftasonu ilaveleri için çizimler yapıyor. DC Comics için ilk çalışması 50 sayfalık Seven Soldiers of Victory dergisi ve 1943′de yayınlanan Leading Comics #8 sayıdır. Daha sonraki yıllarda DC Comics için Tarzan, Korak ( Tarzan’ın oğlu. İlk Edgar Rice Burroughs’un romanı “The Eternal Lover”da ortaya çıkan bir karakter), Hawkman, Enemy Ace, Sgt. Rock gibi dergilerinde çizim yapıyor. 1950′lerde 3 – D çizgiromanlar (üç boyutlu. Ki herhangi bir örneği görmedim) Tree Dimension Comics ve Might Mouse’u çiziyor ki Might Mouse’un bu sayısının tam 1.5 milyona yakın baskısı yapılıyor. 1967 ve 76 yılları arasında DC Comics’te yayın yönetmenliği yapıyor. 1976′da New Jersey’de bulunan Joe Kubert School of Cartoon and Graphic Art’ı kuruyor. Pek çok çizer bu okulda yetişiyor. 1980′lerde ise içinde İncil’den hikayelerinde bulunduğu The Adventures of Yaakov and Yosef dergisini çiziyor. 1996′da Bosna’daki savaşı anlattığı Fax From Sarajevo yayınlanıyor. Bu hikaye, aynı zamanda SAF Comics’in sahibi olan arkadaşı, Sarayevo doğumlu Ervin Rustemagic’in, Kubert’a gönderdiği fakslardan esinlenerek yazılır. Rustemagic savaş zamanında şehir kuşatma altında olduğu için dış dünyayla faks vahıstasıyla haberleşebiliyor. Bu albüm Art Spigielman “Maus”undan sonra çizgi roman dünyasının en çarpıcı çalışmalarından biri olarak tanımlanıyor. Yayınlandığı yıl Harvey, Eisner, Don Thompson ve Le Prix France ödüllerini alıyor. 2003 yılında Yahudi soykırımını bir çocuğun gözlerinden anlattığı Yossel yayınlanıyor ki çizim tekniği açısından da incelemeye değer bir çalışmadır. 1993′de Brezilya’daki Çizgi Roman fuarında Sergio Bonelli’yle tanışıyor ve Texone’lerden’den (Tex Büyük Albümler) birini çizmeyi kabul ediyor. Ancak albüm 2001′de yayınlanabiliyor. Bunun sebebi de Kubert’ın aynı zamanda 3 ya da 4 farklı projede çizim yapmasıdır. Stan Lee’nin DC karakterlerini kendi yorumundan anlattığı Just Imagine serisinde Batman’in çizimlerini yapıyor. 80 yaşındaki çizerin bu yıl DC Comics’ten 6 sayılık SGT. ROCK: THE PROPHECY adlı çalışması yayınlandı. İki oğlu Adam ve Andy kendisi gibi çizgi roman çizeridir.

Erdem DENİZLİOĞLU



BİYOGRAFİ: ROBERT CRUMB
Kasım 21, 2006, 1:30 pm
Kategori: Yazarlar / Çizerler

crumb 

DVD + dergisi Kasım 2006 sayısından. Yazan : OKY

Bir çizer olarak kağıt ve kalemlerle geçen şu ana kadarki ömrümde, “Nasıl bir iş sizinkisi?”, “Zor olmuyor mu?”, “Asıl işin ne?” sorularını ne kadar çok duyduğumu ne siz sorun ne de ben söyleyeyim. Bu sorular karşısında gevelediğim manasız yanıtları saymazsam eğer, gerçek anlamda vere(bile)cek açıklayıcı bir cevabım hiçbir zaman olmadı. Yaptığım işin dışarıdan nasıl göründüğü konusunda da kafa yormadım pek. Mesleğime methiyeler düzmeyecek kadar duygularımın törpülenmiş olduğunu hissederim hep. Zaten gerçek anlamda bu bir iş, bu bir meslek diye de düşünmedim hiçbir zaman; içgüdüsel olarak “kağıtları karalamanın ilkelliği” sanırım benim için cazip olan. Çizerken duyduğum hazzı tarif edecek kadar ne güçlü bir kalemim ne de isteğim var. Çizerlik mevzu bahsini bir kenara koyalım. Bir okur olarak, sevdiğim çizgi romanları okurken aldığım hazzı da tarif edebileceğimi sanmıyorum; hem çizgilerinden hem de anlattıklarından dolayı en çok da Robert Crumb’ınkileri okurken.

Dünya çizgi roman tarihinin tartışmasız en büyük efsanelerinden olan Robert Crumb, 1943 yılında orta halli kalabalık bir Amerikan ailesinin ikinci çocuğu olarak Pennslyvania’da dünyaya geldi. Büyük kardeşi Charles’ın ona aşıladığı çizgi roman aşkı sayesinde 60′lı yılların sununda profesyonel olarak başlayıp günümüze kadar gelen çizerlik hayatı boyunca “Fritz the Cat”, “Mr. Naturel”, “Devil Girl”, “Eggs Ackley” gibi sıra dışı çizgi karakterler yarattı. En çok da kendisini çizdi. Çizdiği hikayelerde hayatının tüm evrelerini en ince detayına kadar okuyucuya çekinmeden gösteren Crumb’ın en önemli çizgi karakterleri arasında her zaman kendisi oldu.

Crumb’ın 70′li yıllarda, özellikle de çiçek çocukları arasında büyük bir fenomene dönüşmesinin en önemli sebebi, insanın ikiyüzlü – hayvani – aşağılık yönlerini gerçekleri gizlemeye ihtiyaç duymadan (merkeze kendi maceralarını koyarak) yazıp çizmesiyle yakından alakalıdır. Çizdiklerinde politik hiç bir söylemin arkasına sığınmayan Crumb’ın nerdeyse tüm eserleri, insanın karmaşık ve kirli doğası ile ilgilidir. Çizdiklerinde kendi fantezilerini öylesine açık bir dille ifade etmiştir ki, günümüzde “hiç bir tabu ile sorunum yok” diyebilecek herhangi birini şok etmesi bile kuvvetle muhtemeldir (en azından “bütün bunlar nasıl yazılıp çizilmiş” dedirterek).

Sert mizaçlı asker bir babanın katı kuralları ile büyüyen Crumb, ilkokulda ve ergenlik çağında abisi Charles ile beraber arkadaşları tarafından sürekli ezildiği bir çocukluk dönemi geçirdikten sonra, bu ezikliğin verdiği içine kapanıklıkla 19 – 20 yaşlarında sürekli intihar etmeye çalışan ve korkaklığından dolayı bunu bir türlü beceremeyen çaresiz bir hanım evladı” olduğunu eserlerinde açık bir dille her zaman ifade etmiştir.

Çizerek kurtulmak

Robert Crumb, aşık olduğu 20′li ve 30′lu yılların blues plaklarını dinleyerek hayata dair tüm öfkesini intihar edercesine bir cesaretle kağıda dökmeye başladığında, çizgi roman tarihinde yepyeni bir kapı araladığının farkında bile değildi belki. O güne dek kabul görmüş çizgi romanların tüm kahramanları “üstün insan” kalıplarıyla sınırlandırılmış, sahte dünyalar üzerinde fantaziden fanteziye koşan pür,i pak karakterlerdi. Onun karakterleri, insanın ilkel doğasına dair tüm “negatif” özellikleri taşıyarak, kendi bildikleri kirli yollardan ilerleyerek, dönemin sanatçılarını (çizgi roman, resim, müzik, sinema…) derinden etkilemiş ve Crumb’ı ülkesinde karşıt kültürün önemli bir simgesi haline getirmişti. 70′li yıllarda kariyerinin zirvesine çıkan Crumb, ününü pekiştiren “riyakâr” diye nitelendirdiği düşüncelerden oldukça rahatsızlık duymaya başlamıştı. Bu durumu, “ilgilendikleri şey çizdiklerim değil sadece ünüm; nerdeyse sanki Amerika’da icat edilmiş bir davranış şekli, bundan nefret ediyorum” diye değerlendiriyor.

Robert Crumb, 1972′de “Frizt the Cat”in Ralph Bakshi tarafından sinemaya uyarlanan animasyonunu ise düşünmek bile istemiyor. Açık politik göndermeler altında boğulmuş olan filmden o kadar çok rahatsız olmuş ki, ünlü karakterini filmden hemen sonra çizdiği bir macerasında öldürerek ondan kurtulmuştur.

Amerika’dan kaçış

Crumb ünü ile ilgilenenlere ve “yaşı ilerledikçe nasılsa yumuşar” söylemlerine tepki olarak, yaşlandıkça daha sert hikayeler çizmeye başlar. Koca popolu, kalın bacaklı kadınlara duyduğu ilgiyi tuhaf fantazileriyle süsleyerek abartılı biçimde iyice deşifre eder “Blow Joe” adındaki oldukça sert bir hikayesiyle alabildiğine uçlara giderek ürün reklamlarında pohpohlanan “çekirdek Amerikan ailesi” kavramıyla ağır biçimde dalga geçer. Crumb’ın nefret ettiği tüm tepkiler belli çevrelerin büyük nefretini kazansa da, ününden bir şey kaybettirmez; aksine yaptıkları daha da ilgi görür. Ülkesi Amerika’nın politikalarından iyiden iyiye nefret etmeye başlayan Crumb, kendisi gibi bir çizer olan karısı Aline Kominsky’nin ısrarlarıyla 90′ların başında Fransa’nın güneyinde ıssız bir bölgeye taşınarak yaşamının geri kalan kısmını burada sürdürmeye karar verir ve yoğun ilgiden sınra gelen sessiz günler, Crumb hayranı olan David Lynch’ın yapımcılığını üstlendiği, Terry Zwigoff’un yönetimindeki “Crum” (1994) belgeselinin dünya festivallerine düşmesiyle yeniden bozulur.

Crumb kardeşler

Robert Crumb’ın kendini çizdiği hikayelerde sürekli film yapmakla kafayı bozduğu için dalga geçtiğini gördüğümüz yakın dostu Zwigoff, (ki o da bir çizgi roman ve blues manyağı) ilk uzun metarjlı filminin arkadaşı Crumb’la ilgili bir belegesel olması gerektiğini düşündüğünde, bu kadar ilgiyle karşılanacağını tahmin etmiş miydi bilinmez ama, filmin gücü de sadece Crumb’ın ilginç kişiliği ve ünüyle alakalı değildir kesinlikle (Bu arada Zwigoff’un geçmişte, 30’lu yılların efsanevi blues kemancısı Howard Armstong’u anlattığı “Louie Bluie” (1985) isimli orta metrajlı başarılı bir belgesel daha çekmiş olduğunu da hatırlatayım.)

Zwigoff, Robert Crumb’ın çizgilerle geçen kariyerini anlatırken, kamerasını Crumb ailesinin tanınmayan iki kardeşine çevirdiğinde, görülen manzara şoke edicidir. Amerikan ordusunda çıldırmış bir babanın katı baskılarıyla büyüyen, ezik oldukları için okulda diğer çocuklar tarafından sürekli hırpalanan ve bu yüzden çizgi romanlara sığınarak çizgi romancı olmaya karar veren üç erkek kardeşten ikisi Robert Crumb’ın üstün yeteneğinin gölgesinde kalarak çizmeyi bırakmışlardır. Filmde, küçük kardeş Maxon’u yıllardır yaşadığı döküntü bir otel odasında meditasyon yaparken görürüz. Geçmişini orada yaptığı resimlerini satarak karşılamaktadır. Maxon ressam ama özünde bir seks manyağıdır. Geçmişinde marketlerde alışveriş yapan kadınlara gizlice yaklaşıp donlarını indirdiği için bir süre hapis bile yatmıştır. Nevrotik büyük kardeş Charles’a gelince… Onun hikayesi iyice trajiktir. Charles çizmeyi bıraktıktan sonra sonra çıldırmış ve insanlardan korktuğu için annesinin evine sığınarak onun himayesinde yaşamını küçük bir odada sürdürmeye başlamıştır. Charles’ın uyumak ve okumak dışında yaptığı tek iş, kalınca bir deftere yaptığı kimseye göstermediği çizimlerdir. Zwigoff’un kamerasından bu defterdeki sayfaların tek tek aralandığı sahneyi ilk gördüğümde tüylerim diken diken olduğunu hatırlıyorum. Bana “Nasıl bir iş sizinkisi?” diye sorduklarında, tanımlayamadığım duygularımı orada birebir görmüştüm sanki: “İçgüdüsel olarak ilkel bir biçimde kağıtları karalamak”… Filmin çekimlerinden kısa bir süre sonra büyük kardeş Charles’ın intihar ettiğini öğreniyoruz kapanış jeneriğin de ve Zwigoff’un, filmini ona ithaf ettiğini.

Çizgi roman aşkı ve sinema

Bütün iç acıtıcı detaylarına karşın “Crumb” belgeselinin çok eğlenceli ve büyüleyici birçok aynı tarafı da var: Crumb’ın kendi hikayelerini kare kare yorumlandığı bölümler (ki bu bölümler yüzünden filme 18 yaş sınırlaması getirildiğini de belirteyim hemen), bacak fetişistleri için çıkan bir derginin fotoğraf çekimlerine katılan Crumb’ın, çizdiklerine tıpatıp benzeyen iri bacaklı kadınlarla birlikte poz verdiği sahneler, eski karısı ve kız arkadaşlarının Crumb hakkındaki yorumları ve Crumb’ın Amerika’dan ayrılıp Fransa’ya gidiş hikayesi… Filmin, 20’li yılların blues plaklarından derlenen muhteşem müziklerini unutmayalım. Eğer filmi sipariş etmeyi düşünürseniz sepetinize kesinlikle “soundtrack”ini de atın, pişman olmayacaksınız.

Zwigoff’un “Crumb” belgeseli festivallere düştüğü andan itibaren dünyanın en iyi belgesellerinden biri ilan edildi. Büyük sinema dergilerinin düzenlediği “Ölmeden önce seyretmeniz gereken 1000 film – 100 film” gibi listelerin hemen hemen tümünde klasikleşmiş başyapıtları ardına alarak boy gösterdi. Terry Zwigoff’un başarısının sırrı, elbette ki yakın dostu olan Crumb’ın dünyasını çok iyi bilmesi ve katıksız bir çizgi roman delisi olmasıyla yakından ilgiliydi; ama işte yine de bu başarının en büyük sebebi onun yönetmenlik dehasındaydı. Zwigoff sadece belgesellerin yönetmeni olmadığını da, “Crumb” belgeselinden tam 7 yıl sonra çektiği bir çizgi roman uyarlaması olan “Ghost World” (2001) ile gösterdi; ve film kısa zamanda külte dönüştü.

“Crumb” DVD’sinin amazon.com’da satılan iki ayrı baskısına gelecek olursak, “Special Edition” ibareli ikinci baskıda bulunan yönetmen Zwigoff ve eleştirmen Roger Ebert’ın filme paralel sesli yorumları dışında iki baskının birbirinden pek bir farkı yok. Üstelik nedenini anlayamadığım bir biçimde sesli yorum bulunmayan ilk baskısının fiyat ikincisine oranla bir hayli pahalı. DVD’yi almak için ek özellik taşıyıp taşınmamasına aldırmayan bence; filmi izledikten sonra başka bir detay izleme ihtiyacı hissetmeyecek kadar doymuş olacaksınız büyük olasılıkla, Crumb’ı bilin ya da bilmeyin…

Neyse… Ben müsadenizi isteyeyim artık, çizip yetiştirmem gereken iki sayfam var. Makineler beklemez*


*Oğuz Aral’ın baskıya geç kalan çizerlere söylediği bir söz: Matbaa çalışmaya başlayacak anlamında

Crumb’ın kendi çizgileriyle portresi.

birkaç çalışmasından
Resim 1                     Resim 2                         Resim 3



Biyografi: Jack Kirby
Kasım 21, 2006, 1:23 pm
Kategori: Yazarlar / Çizerler

jackkirby

28 Ağustos 1917 yılında New York’un doğu yakasındaki yaşaması en zor semtlerinden biri olan “Hell’s Kitchen”da doğdu. 1935 yılında Max Fleisher Studios’da Popeye (Temel Reis) çizgi filminin hazırlanması aşamasında çalışarak çizim kariyerine başlamış oldu. 1936-1938 yılları arasında gazetelerde yayınlanan “Socko the Sea Dog”, “Abdul Jones” ve “Black Buccaneer” başlıca olmak üzere bazı karikatürler çizdi. Bağımsız bir çizer olarak kısa bir süre çalıştıktan sonra 1938′in sonlarına doğru Eisner-Iger stüdyosunda çalışmaya başladı. Blue Beetle, Blue Bolt, Red Raven gibi karakterleri çizdi ve Captain Marvel çizgiromanının ilk sayısını hazırladı. Bu süre boyunca yayımcılar ve çizgiroman dünyasındaki önemli isimler ile tanıştı.

Blue Bolt’u çizerken Joe Simon ile tanıştı ve birkaç ay içinde ikisi bir takım haline geldiler. İkisi birlikte kendi stüdyolarında başka yayımcılar için çizgi roman hazırlamaya başladılar. İkinci Dünya Savaşı’nın milliyetçi duyguları körüklediği 1941 yılında Timely Comics yayımcısı Martin Goodman onlardan Pep Comics’in Shield adlı çizgiromanına rakip olabilecek milliyetçi bir karakter yaratmalarını istedi. Sonuçta ortaya Captain America çıktı. Kirby Captain America’da çalıştıktan bir süre sonra Strange Tales & Agent of Shield adlı çizgiromanda Nick Fury hikayelerini çizdi.

1942 yılında ortağı Joe Simon ile birlikte Timely Comics’in rakibi DC Comics için çalışmaya başladı. Burada Sandman’i çizdi. 1943 yılında ikili orduya çağırıldı. 1945 yılında döndüklerinde Harvey Comics’de çalıştılar, burada Boys Explorers & Stuntman adlı çizgiromanı ortaya çıkardılar. 1947′de Headline Comics’e geçince Black Magic adlı ilerleyen dönemlerde epey popüler olacak korku çizgiromanını yarattılar.

İkili 1954 yılında Mainline Comics’i kurdu. Bullseye, In Love, Police Trap & Foxhole adlı bazı çizgiromanlar yayımladılar. Ayrıca geçmişte yaratmış oldukları popüler karakter Captain America’ya rakip olacak yeni bir milliyetçi çizgiroman olan Fighting American’ı ortaya çıkardılar, fakat bu çizgiroman sadece yedi sayı sürdü.

Fakat bu dönemde Amerikan çizgiroman sektörüne büyük bir darbe vuruldu. Amerika’da çizgi romanları eleştiren ve bunların olumsuz etkileri olduğunu iddia eden bazı kişilerin yaptıkları baskılar sonucunda 1954-1955 yıllarında 350 çizgiroman serisinin yayını durdu. Bu gelişme doğal olarak Kirby-Simon ikilisini de olumsuz yönde etkilemişti ve kurdukları Mainline Comics’i ekonomik yönden zorda bırakarak kapanmasına neden oldu. 1956 yılında ikili arasındaki anlaşmazlık yaklaşık yirmi yıllık ortaklıklarını sona erdirdi. Kirby 1956 yılında tekrar DC Comics’de çalışarak burada Green Arrow’u çizdi.

Marvel Comics’e geçen Jack Kirby burada Stan Lee’nin Fantastic Four, Spider-Man, Thor, Hulk, Ant-Man, Iron Man, X-Men, Silver Surfer, Avengers gibi pek çok karakteri yaratmasına yardım etti. Marvel’ın bünyesinde ve Stan Lee’nin aracılığıyla eski bir karakter olan Captain America yenilenmiş bir şekilde tekrar yaratılarak Jack Kirby’nin çizgileriyle bir kere daha hayat buldu. Ayrıca bu karakterlerin savaştıkları düşmanların çoğu Kirby’nin fikri olarak ortaya çıkmıştır. Bu dönemde Lee-Kirby ikilisi sayesinde Marvel Comics’den ortaya çıkan bu karakterler bir dönem neredeyse yokolmanın eşiğine gelen çizgi roman endüstrisine hayat vermiş oldu. Bu karakterlerin çoğunun ilk sayılarını Kirby çizdi.

Daha sonraki yıllarda Marvel’ın başkanı olan Stan Lee ile aralarında anlaşmazlık çıkınca ayrılıp üçüncü kere DC Comics’de çalışmaya başladı. Burada The New Gods, Mister Miracle, Kamandi ve Forever People adlı yeni çizgiromanlar ortaya çıkardı. Bu çizgiromanlar çok popüler ve başarılı bulunmasalar da ilerleyen yıllarda kolleksiyonerler -özellikle Kirby’nin çalışmalarını toplayanlar- arasında epey popüler oldular.

Çizgiroman dünyasına adanmış neredeyse yetmiş yılın ardından Jack Kirby 24.000′den fazla çizgiroman sayfası çizerek dünyada en fazla çizim yapan çizgiroman çizeri ünvanına sahip olmuş oldu. Ayrıca gazeteler için yüzlerce karikatür ve Hollywood için pek çok film tasarımı da çizdi. Kirby’nin çalışmaları ardından gelen pek çok çizere ilham kaynağı oluşturdu.

Jack Kirby 6 Şubat 1994 yılında vefat etti.

Günümüzde pek çok çizgiroman okuru Jack Kirby’i Amerikan çizgiroman tarihinin “kralı” olarak kabul etmektedir.

jackkirby_b

 

 



Biyografi: Stan Lee
Kasım 21, 2006, 1:18 pm
Kategori: Yazarlar / Çizerler

Stan Lee

Stan Lee demek neredeyse Marvel Comics demekle aynı şeydir. Marvel Comics’in babası sayılan Stan Lee tüm dünya genelinde milyonlarca kişi tarafından severek okunan, günümüzdeki Marvel Dünyası’nın oluşumunu sağlayan Marvel karakterlerinin yaratıcısıdır.

Stan Lee 1922 yılında New Yok’ta doğdu. İleride Marvel Comics olacak firmaya katıldığında henüz 16 yaşındaydı. Burada çalışmaya başladıktan sadece bir yıl sonra bu işteki en genç editör olmuştu. Fakat İkinci Dünya Savaşı başlayınca orduya katılarak haberleşme bölümünde çalıştı. Üç yıl boyunca ordu için eğitim filmleri ve broşürleri hazırladı. Bu sayede Stan Lee orduda “tiyatro yazarı” ünvanını aldı, bu ünvan Amerikan ordusunda sadece dokuz kişide vardı.

Marvel Comics ve Marvel Films’in başkanı olan Stan Lee dünya genelindeki milyonlarca kişi tarafından yarattığı süper-kahramanlarla Marvel’ın günümüz çizgiroman piyayasındaki konumuna ulaşmasını sağlayan kişi olarak bilinir. Spider-Man, The Incredible Hulk, X-Men (orjinal grup), Fantastic Four, Iron Man, Daredevil, Avengers, Thor ve Dr. Strange gibi yüzlerce meşhur çizgiroman karakterinin yaratıcısıdır.

“Çizgiromanda Marvel Çağı” denilen dönemin başlaması 60′lı yılların başlarında oldu. Bu dönemde ilk olarak Captain America, The Human Torch, Namor (Sub-Mariner) gibi önemli süper-kahramanları yaratan Stan Lee tarafından Marvel ilk önemli eserlerini yaratmış oldu. Bu karakterlerin ortaya çıkışını takip eden yıllarda Fantastic Four, Hulk, Avengers gibi karakterler yaratılınca günümüz Marvel Dünyası ortaya çıkmaya başlamış oldu. Bu dönemde Stan Lee tarafından yaratılan karakterlerin içinde en ilginci ise o dönemde Marvel’da çalışan diğer kişilerin okur kitlesinin beğenmeyeceğini tahmin edip yayındıkları ilk sayısından sonra unuttukları, fakat hiç umulmadık bir şekilde Marvel Comics’in en popüler karakteri konumuna yükselmeyi başaran Spider-Man oldu. Bir başka popüler çizgiroman X-Men’in ortaya çıkması ile birlikte Marvel Dünyası iyice zenginleşmeye başlamış oldu. Stan Lee bu çizgiromanların ilk dönemlerinin çoğunda onların yazarlığını yaptı ve ana karakterlerin dışında bu çizgiromanlarda gözüken birçok yan karakteri de yaratmış oldu.

Marvel Comics’in başında editör, sanat yönetmeni ve baş senarist olarak geçirdiği yirmi beş yıl boyunca Stan her hafta en az iki hatta bazen beş çizgiromanın senaryosunu yazıyordu. Bu inanılmaz çalışması onun çizgiroman sektöründe en fazla çalışması olan senarist olmasını sağladı. Tüm bunların yanısıra bu karakterlerin bazı gazetelerde günlük olarak yayınlanan kısa hikayelerini de yazıp radyo ve televizyon için bazı senaryolar da yazdı.

Marvel’ın baş editörü olduğu 1972 yılında yaratmış olduğu çizgiromanlar ülkenin en çok satan çizgiromanlarıydı. 1977 yılında gazetede yayınlanacak kısa bir Spider-Man hikayesi hazırladı, bu hikaye tüm dünya genelinde 500 gazetede yayınlandı ve günümüzde gelmiş geçmiş en başarılı gazete çizgiromanı ünvanını kazandı.

Stan Lee en çok satanlar listesinde bir numaraya çıkan bir düzine kitap da yazdı. Bunların arasında “The Origins of Marvel Comics”, “The Silver Surfer”, “How to Draw Comics the Marvel Way”, “Bring on the Bad Guys”, “The Superhero Women” adlı kitaplar da yeralmakta. Bu yazdıklarının arasında en sonuncusu “Marvel: Five Fabulous Decades of the World’s Greatest Comics” oldu.

1981 yılında Marvel Amerika’nın batı yakasında bir animasyon stüdyosu kurdu ve Stan Lee burayı yönetmek için Los Angeles’a taşındı. Spider-Man ve Hulk’un Cumartesi sabahları yayınlanan çizgi serilere uyarlanmasını sağladıktan sonra Marvel karakterlerinin film olarak sinema ve televizyona uyarlanmasının yolunu açtı. X-men çizgi serisinin baş yapımcılığını ve 80′li yıllarda yayınlanan Hulk’un tv dizisinin yardımcı yapımcılığını üstlendi.

Haftalık “Stan’s Soapbox” adlı makalesini yazmaya ve Spider-Man’in gazetelerde yayınlanan maceralarını hazırlamaya devam etmekte. Hatta son olarak Iron Man’in sinema uyarlaması için senarist Jeff Avatar ile birlikte ortaklaşa bir senaryo da hazırladılar, fakat bu senaryo film için kullanılmadı.

Günümüzde artık Marvel Comics’le olan anlaşması bitmiş olan Stan Lee çizgiromanlara adanmış olan StanLee.net adlı internet sitesini açtı. Bir süre önce kısa bir süreliğine Marvel Comics’in rakibi olan DC Comics’de çalışarak herkesi şaşırttı. Stan burada “Just Imagine…” adıyla hazırladığı seride DC Comics’in Superman, Batman gibi ünlü karakterlerinin epey farklı versiyonlarını yarattı.

Stan Lee son olarak kendi yarattığı çizgiromanların sinema uyarlamalarından X-Men, Spider-Man, Daredevil, Hulk, Spider-Man 2, Fantastic Four ve X-Men: The Last Stand filmlerinde geri plandaki ufak rollerde gözükerek çizgiroman okuyucularına hoş bir sürpriz yaptı.

Stan Lee yazdığı tüm çizgiromanlarda bilime ve yaşanan atom çağının insanlar üzerindeki etkisine büyük önem verdi. Yarattığı tüm karakterlerde sahip oldukları süper-güçler ve çizgiromanlarının içerdiği tüm fantastik öğelerin altında insan ruhuna, insanların zayıflıklarına, iyi ile kötü arasındaki bocalamalarına ve her insanın içinde varolan kahramanlık duygularına seslendi. Tüm bu süper-güçlü kişilerin sonuçta birer insan olduklarını, normal insanlar gibi karar vermeleri gerektiğini, hatta bazen doğru kararları vermeleri için kendilerinden yaptıkları fedakarlıkları anlattı.

Peki Stan Lee’nin yarattığı bunca karakterin arasından hiç kendinden esinlenerek yarattığı bir karakter olmadı mı? Tabii ki oldu. Spider-Man çizgiromanlarından tanıdığımız Daily Bugle gazetesinin son derece aksi ve huysuz müdürü J. Jonah Jameson’ı yaratırken Stan Lee direkt kendinden esinlendiğini söylüyor.

Stan Lee bugün Marvel Comics’in dünyanın en büyük çizgiroman firmalarından biri olmasını sağlayan kişilerin hiç kuşkusuz başında yeralır. Artık Marvel’da çalışmamasına rağmen çizgiroman dünyasının bu büyük ustasına belirtilen bir nevi saygı niteliğinde her Marvel çizgiromanının başında “Stan Lee presents” (Stan Lee sunar) ibaresi yeralmaktadır.

stanlee_b

stanlee_c

stanlee_d

 

 



Star Wars: Dark Times Yayında…
Kasım 21, 2006, 12:41 pm
Kategori: Comics - Dark Horse

Star Wars Dark Times 1 çıktı.
Star Wars Republic serisinin bitimi ile artık daha az bilinen bir zamana girilmişti.
Republic 80 den hatırladığınız Dass Jennir bu seri ile geri döndü.
Onu en son bıraktığımızda yeni kurulan İmparatorluğa karşı, New Plympto da yerel bir halk olan Nosaurianlarla beraber yürüttüğü savaştaydı.
Bu sayıda efsanevi İmparatorluk birliği 501.lejyonuda görüyoruz.2.sayı için geri sayım şimdiden başladı.Dark Times 2, 13 Aralıkta piyasaya çıkaçak.



Iron Man beyazperde yolunda
Kasım 21, 2006, 10:18 am
Kategori: Sinema / TV (Çizgiroman uyarlamalari)

ironman

Marvel Comics uyarlaması Iron Man filminde Tony Stark/Iron Man olarak başrolde Robert Downey Jr. yeralacak. Aynı filmde canlandıracağı Tony Stark’ın çizgiromandaki hikayelerinde uzun süre alkol sorunları ile boğuşmuş olması gibi Downey Jr. da uzun süre uyuşturucu bağımlılığı sorunları ile mücadele etmiş ve 90′ların başlarında kuşağının en başarılı aktörleri arasında yeralırken (Chaplin filmindeki performansı ile en iyi erkek oyuncu oscarına aday olmuştu) kariyeri ciddi zarar görmeye başlamıştı. Uyuşturucu bağımlılığından kurtuluşunun ardından son yıllarda kariyeri yeniden çıkışa geçen Downey Jr.’ın Stark rolüne seçilmesi ve böylece ilk defa bir aksiyon filminde başrolü üstlenecek olması pek çok kişiyi şaşırtmasına karşın aktörün geçmişindeki sorunlarının canlandıracağı karakterin sorunları ile epey bağdaştığı için netteki bazı fanlar daha şimdiden rolün olabilecek en uygun kişilerden birine verilmiş olduğu yorumlarında bulunmaya başladılar bile.

Oscar adayı Terrence Howard’ın filmin oyuncu kadrosuna Jim “Rhodey” Jones olarak katıldığı açıklandı. Tony Stark’ın yakın dostu ve iş arkadaşı olan Rhodey çizgiromandaki hikayelerde zamanla kendi özel zırhına sahip olunca War Machine oluyordu.

howard

2 Mayıs 2008′de gösterime girmesi planlanan Iron Man filmini Daredevil filminde Foggy Nelson’u canlandıran Jon Favreau yönetecek. Iron Man aynı zamanda Marvel’ın kendi film stüdyosunu kurduğu Marvel Studios’un yapımcılığında çekilecek ilk film de olacak.