Çizgi Roman


Gerçek Kavalier ve Clay’ler
Temmuz 19, 2007, 12:36 am
Kategori: Kitap, Yazarlar / Çizerler, Çizgiroman

Kavalier & Clay ‘in hikayesi çizgiromanların Altın Çağına dayandığı için, romanın iki kahramanında aslında gerçek hayattaki birkaç gerçek çizgiroman yaratıcısından esinlenilmiş olmasına şaşırmamalı. İşte onlardan bazıları.

Jerry  Siegel  ve Joseph Shuster

 

Kavalier ve Clay’in özü Superman’in iki yaratıcısında bulunabilir. İki yahudi karakterlerini yarattıklarında son derece gençtiler (sırasıyla 17 ve 19). Başlangıçta kimse fikirlerini istemedi, ama sonunda onlar National Publics’i karakterlerinin hikayesini basması için ikna edebildiler. Amerika İkinci Dünya Savaşına girdiğinde Superman deniz aşırı Nazilerle savaşan bir kahraman haline geldi. Ne yazık ki, her ikside tıpkı Kavalier ve Clay gibi satışlardan hak ettikleri payı alamadılar ve ondan sonraki birkaç on yıl boyunca da kimse onların farkına bile varmadı.

Chabon 2000 sonbaharında Failbetter.com da yaptığı röportajında ” Ama göründüğü kadarıyla DC Comics’in, Superman’in yaratıcları Jerry Siegel ve Joe Shuster’dan karakterin haklarına 100 dolara nasıl aldıkları hakkında okumam bu kitap için ilham kaynağı oldu” diyor ve ekliyor “Aslında bu kitabın tabi ki ana teması değil, çılgın hayalgücü, ortaklık, popüler kültür ve yankılanan ticari başarısızlığın kombinasyonu başlama nedenlerim oldu.”

Ekim 2000 de Powells.com’da ise “Superman ve yalnızlık kalesi üzerine de düşünüyordum,” diyor ” Bu Superman hikayesini ve hikayein temelini oluşturan unsurlarından biriydi, başka bir gezegenden gelmek ve ailesini ve bütün dünyasını yok olurken arkasında bırakmak..başka bir dünyaya geliyor ve kendini yendien yartmak tanımlamak zorunda.Bu ben herhangi birşeye çözüm bulabilmek için gerçekten zorlanan biri olsam bile, bu şekilde olması düşününce bana çok doğal geldi.”

Joe Simon ve Jack Kirby

Her iki yaratıcıda çalıştıkları onlarca yıl boyunca birçok karakter yaratmış olsalarda, Chabon onların Captain America’daki işlerinden ilham aldı. Her ikiside yahudiydiler ve deniz aşırı haberler onları perişan ediyordu. Onlar Captain America’yı Amerika savaşa girmeden aylar önce yaratmışlardı. Steve Roger adında sarışın zayıf bir çocuk, özel gizli bir serumla mükemmel askere dönüşüyor ve deniz ötesine gönderilen Captain America doğrudan Mihver Güçleriyle savaşmaya başlıyor. Captain America ve Chabon’un kitabında yer alan Amazing Midget Radio Comics’in kapağı oldukça birbirine benzer her ikisinde de kahramanlarımız Captain America ve Escapist , Hitler’i yumruklar :)

“Çizgiromanlar Amerika dan önce savaşa girdi,” diyor Chabon Ekim 2001 de Commonwealth Club of California’da “Sanırm Mayıs 1941 den beri Captain America dövüşüyordu ve o zamanlar hiçbirşey  Superman’e denk bir düşman değildi. Onun en büyük düşmanı kryptonite’i ,Hitler’di. Bu karakterler yaratılma sebeplerini yerine getirdiler kötücül Japonlarla dövüştüler onları şeytani olarak betimlediler. O dönemin çizgiroman kapaklarında u-botları yumrukluyor, uçaksavar namlularını birbirlerine bağlıyorlardı. Savaşın ilk birkaç yılı iyi gitmiyordu ve müttefiklerin kazanamaması gibi bir ihtimal kuvvetli görünüyordu. Bunun doğurduğu ve çok şiddetli bir şekilde insanları etkisi altına alan zafer kazanma isteği ise çizgiroman sayfalarında son derece şovenist,ırkçı ve saldırgan bir şekilde kendini gösteriyordu.”

Chabon, Kavalier & Clay ‘in içinde yazarın notu bölümünde Kirby’nin bahsedilmeyen katkısını kabul ediyor. “En sonunda, kabul etmeliyim ki bu  ve yazdığım herşeyde merhum -The king of comics- Jack Kirby’e derin bir borcum var.”

27 Ağustos 2003 de New York Times’da basılan bir makalede ise bu konuda daha da ileri gidiyor ve Kirby için “O anlattıkları için çok küçük görünen çizgiroman panelleri yapardı.” diyor. “Ona dair o zamanlar çok sevdiğim ve hala hayran kaldığım özelliği, onun üzerinde çalıştığı çizgiroman ne olursa olsun bitmek tükenmek bilmeyen hayalgücü. Bütün kariyeri boyunca hep bir hikayeyi 15 yeni fikirle doldurup ,bir sonraki sayıda yine yeni 15  fikirle gelebilirdi.”

Ve sözlerine Joe Kavalier’in çizdiği ayrıntılı savaş tasviri sahneleri yada Kirby’nin daha sonra Kavalier gibi bir kaçış ustası olan Mister Miracle gibi doğrudan benzerliklerle devam ediyor ve daha sonra tarihin bu döneminde bütün Marvel ve Dc evrenin Kirby’nin konseptlerinden kök bulup temel almalarının rastlantı olmadığnı düşündüğünü de ekliyor sözlerine yine.

“Kirby’nin fikirleri her iki yayınevinde de işe yaradı,” diyor “çünkü Kirby sinema hayranıydı ve çizgiromanları her zaman bazen göze çarpmayan bazen çok açık bir şekilde sevdiği filmlerden birşeyleri ödünç alıyordu.Her zaman Warner Bros, John Garfield,George Raft,James Cagney’in gangster argosu dergilerinde yer alırdı. Ayrıca tekrar tekrar kullanmaktan çekinmediği bir unsurda Universal’ın korku filmlerinin karakteristiğiydi.Filmlerin onun ve eserlerinin üzerindeki etkisinin oldukça fazla olduğunu söyleyebilirsiniz.  ”

Will Eisner

Belkide gelmiş geçmiş en iyi çizgiromancı, suçla savaşmak için kendine sahte bir ölüm düzenleyen dedektif Danny Colt: The Spirit’in yaratıcısı Will Eisner. Eisner ortamı sanat için uygun hale getirdiğinde kendini birçok çizgiromancıdan da ayırmış oldu.O hikayelerini karalere bölünmüş panellere hapsetmedi, karakterleri ve onların sesleri karelerin panellerin dışında “asılı” kalırdı. Eisner 1978′de “A Contract with God” la garfik romanın babası haline geldi. Kavalier içinse Eisner’ın tarzı, Yurttaş Kane’i izledikten sonra esin kaynağı haline geliyor.

“Kavalier hakkında söyleyebileceğim tek şey onu, gerçek bir yaratıcı olan Will Eisner’ın çizgiromanların araç olarakta kullanılabilceğine inanan şaşırtıcı, inanılmaz inancıyla resmetmiş olmam,” diye açıklıyor Chabon Kasım 2002 de The Onion A.V. Club’a. “ Bu o zamanlar nadir bir bakış açısıydı. Aslına bakarsanız bence Eisner zaten en başından, hiçbir sanat otoritesinin tanımadığı, çöp olarak görünen bir sanat tarzı olmadığı düşünülen çizgiromanı gerçek sanat için potansiyeli olan bir materyal olarak görmesiyle eşsizdi.Ve o bunu sıradışı bir şekilde daha  işin en başındayken gördü. Benimde bu persvektifi alıp Joe kavalier vermemde yaptığım en doğrudan alıntı oldu sanırım.”

“Kavalier ve Eisner’in çizgiromanları bir sanat biçimi olarak gören yegane görüşleride onları meslektaşları arasında oldukça sıradışı yapıyor galiba,” diye anlatıyor Ekim 2000 de Powells.com’a Chabon. “ama kitabımda diğerlerinin arasında Eisner’ın her ikisinede sahip olduğu özellikler -çok başarılı bir öykücü ve önde gelen çok yetenekli bir çizer olmak- iki ayrı vucutta kişilik buluyor. The Spirit’i yaratan bu adam çizgiromanları en başından bir sanat olarak gördü ve o zamanlar meslektaşlarının takındığı yaptıkları işten vicdan azabı duyan , özür dileyen yada -ya, evet, üzgünüm çizgiroman çiziyorum- tutumunu asla takınmadı.”

Chabon’un Publishers  Weekly’de Ağustos 2000 de geçen bir röportajında ise Eisner konusu Chabon’un golem ve süper kahramanlar arasındaki bağlantıyı teyit etmesine yaradı. ” Bu periyotta Eisner çok geniş bir persvektife sahipti ama bu yalnızca onun yazar ve çizer olmasından değil, aynı zamanda bir iş adamı da olmasından kaynaklanıyordu - onun zamanında yarattığı karakterin haklarını elinde tutucak kadar kurnaz olan tek adamdı.” Bu noktada makalede Chabon’a 30′lar ve 40′larda çalışan birçok genç adamın niye yahudi olduğu sorulduğunda ise ilk önce sanırım standart bir cevap veriyor  “Fırsat oradaydı. Eğer o zamanlar sanatçı olmak isteyen genç bir yahudi çocuksanız bunun daha saygın formları olarak görülen radyo reklamcılığı, reklamcılık, illustrasyonculuk gibi alanlar size kapalıyıdı… çizgiromanlar hariç.”

Ama Chabon daha sonra kısa bir süre duraksıyor ve ekliyor ” ama bence bu yahudi hikaye anlatma geleneğiyle ilgili birşey, hayali bir şampiyon olan golem’in birden ortaya çıkıp, eziyet çeken baskı gören insanlara karşı yapılan bütün yanlışları düzeltmesiyle örneklenebilir ve bu beni tamamen şaşkına çeviren bir bakış açısı çünkü daha 70-80 sayfa yazmama rağmen hikayenin içine şimdiden golem’i koydum. Golem le süperkahramanlar arasında bir ilişkinin olucağını önceden sezebiliyordum ve benim için, bir öncü olan Eisner’ın aynı düşünceleri açık bir şekilde ifade etmiş olduğunu öğrenmek sihirli bir andı.”

Jim Steranko

Steranko, Kavalier’in yaratılmasında neredeyse doğrudan etkili olmuş. 60′larda Steranko, Nick Fury:Agent of S.H.I.E.L.D. de çalışırken olağanüstü bir başarı gösterdi ama bundan çok önce, o bir kaçış ustasıydı. Daha da hoş bir ayrıntı ise onun kaçış ustası olarak geçirdiği zamanın Kirby’e Mister Miracle karakterini yaratırken esin kaynağı olmuş olması.

Chabon daha sonraları Wizard 122. sayıda yer alan bir mektup cevabında Kavalier ve Steranko üzerine yorum yaptı. “Steranko’nun kaçış ustası olarak kariyeriyle ilgili yazıyı okuduğumda karakterim Joe Kavalier’i Nazi işgali altındaki Prag’dan nasıl çıkarabilrim sorusuyla boğuşuyordum ve bu şekilde hem Kavalier hem de Escapist, Kirby’nin  Mister Miracle’ıyla aynı esin kaynağını paylaştılar.”

Gerçek ve kurgusal sanatçılar arasındaki buluşma ise Chabon ve Steranko’nun Aralık 2000′de Lee’s Comics adlı çizgiroman dükkanında buluşmlarıyla gerçekleşmiş.Wellred Press’e göre Chabon “Kavalier & Clay’i , Steranko’nun History of Comics (Steranko 69′da Supergraphics adlı kendini şirketini kurdu ve Amerikan çizgiroman endüstrisinin tarihini anlatmayı planladığı tabloit boyutlu bir cilt serisi olarak History of Comics’i yayınladı, ne yazık ki ilk iki ciltten sonrasının devamı gelmedi) ‘i olmadan yazamazdım. Bu bir tarih değeri.” açıklamasını yapmış ve eklemiş ” Bu benim ilk defa 1970′lerde okuduğumda çizgiromanların tarihini keşfetmemi sağlamıştı ve Steranko’nun çalışmaları neredeyse aklımı yerinden oynatıcaktı. Ekim 1995 Comic Book Marketplace sayısında Steranko’nun kaçış ustası olarak gösterileri hakkında ayrıntılı bir röportaj vardı. O röportajı okuyana kadar bu söylentiyi daha önce de duymuştum ama asla ciddiye almamıştım.”

Steranko, Kavalier’in temellerini şekillendirmiş olsa da Chabon’un kendi sitesinde Steranko bölümünde yazanlara göre onun gerçek kaçışı asla kitapta yer almamış. “Ekim 1964 Steranko’nun, uluslarası bir dergi olan The Conjuror’s Magazine Genii’ de Houdini’ye adadığı bulduğu yeni bir numara yer alıyordu ve bu kaçış sanatının ayrıntılarını şaşılacak bir şekilde cömertçe bir şekilde açıklıyordu. Benim ebedi kederim, bu olağanüstü sayıdan haberim olduğunda artık The Amazing Adventures of Kavalier & Clay ‘i yazarken yardımcı olması için çok geç olmasıydı,”

“Bunu Joe Kavalier’in hayalgücünü nasıl daha da keyif verici hale getirebileceğini biliyorum” demiş.

Charles Biro

Kavalier ve Clay kitabında Amazing Midget Radio Comics 1. sayı için tavanarasında biraraya gelen bir sürü yazar ve çizerin olduğu bölümü hatırlıyor musunuz? Eh, bu gerçekten oldu!

1941′de Charles Biro gerçekten zor durumdaydı. Daredevil Battles Hitler muazzam satmıştı ve devamı kaçınılmaz görünüyordu. Biro’nun Lev Gleason’s Comic House daki editörü 64 sayfalık Daredevil 2′yi hazırlaması için sadece bir haftasonu vermişti.Limitlerini bilen Biro, teslim tarihine kadar dergiyi yetiştirebilmek için yanında Jerry Robinson, Bernie Klein, Mort Meskin, George Roussos ve diğerlerini de yanına aldı. Ama onlar o haftasonu sadece Altın Çağın Daredevil’ının hikayesini değil, aynı zamanda “London” ve “Blackout” un ilk göründükleri ve onların kendi hikayelerini de yazdılar.

“Bir dönemi kendine esir eden bir haftasonuydu,” diye yazıyor The Men of Tomorrow: Geeks, Gangesters and the Birth of the Comic Book’un yazarı Gerald Jones. ” Ticaret ,talih ve gençlik daha önce bir araya bu kadar kusursuzca geldiğinde Amerikanlığı bu kadar solgun bir an yaratmamışlardı ve bu işe yaradı da. Oh, o hafta yaptıkları tam bir curcunaydı. Ama renkli,gürlütücü ve döğüşen kahramanlarla doluydu. Her yerde hızın ve görülmemiş bir güzelliğin ortaya çıktığı anların tohumları vardı- muhteşem çizgiler, yaşayan figürler, neredeyse kazara olabilecek bir kompozisyon- kalitesi değil miktarı için tüketilen bir kültürde, aslında kalp kırıc ve bir o kadar da özgrüleştiriciydi.”

Joe Cavalieri

Chabon’un bunu kasıtlı olarak yaptığını sanmıyorum, ama komik bir tesadüftür ki Superman eski editörüde Chabon’un edebi kahramanıyla aynı adı taşıyor. :)

 

Ercan DENİZLİOĞLU



Helltown
Temmuz 16, 2007, 6:11 pm
Kategori: Comics - DC / Vertigo / Wildstorm, Kitap

Suç salgınıyla kıvranan Hub City’e yeni vardığında, Vic Sage’in kahraman olmak gibi bir planı yoktu. Sadece kendi geçmişine ait gizemlerin örtüsünü kaldırmak istiyordu. Yerel bir radyoda muhabir olarak çalışan Vic, ölümcül bir hikayeye çok fazla burnunu sokmuştur ve ne yapacağı kestirilemeyen suikastçı Lady Shiva tarafından kurtarıldığında neredeyse öldürülmektedir.
Dövüş sanatları ustası Richard Dragon tarafından eğitilir ve Batman ona yeni bir kimlik verir. Şimdi yeniden doğan Vic Sage, Hub City’nin en güçlü insanlarınında dahil olduğu büyük komployu ve yozlaşmayı durdurmaya ant içmiştir. Ama anlaşılması zor olan gerçeği ararken bulduğu cevaplar ölümcül olabilir mi?

Denny O’Neil yazdığı Helltown‘un kapak illustrasyonunu da James Jean yapmış.

Denny O’Neil’ın çizgiromanlardaki hikayelerini bir roman kalıbına dökme fikri çok uzun zaman önce 90′larda ortaya çıkmış. Her ne kadar başlarda orjinal çizgiromanı tekrar roman olarak biçimlendirmeyi planlasa da, bir film adaptasyonunun bir çizgiromana yada düzyazıya doğru dürüst çevirilemeyeceği gibi  orjinal çizgiromanı da romana tam olarak dönüştüremiyeceğini anlamış. O’Neil böylece 86′yla 89 yılları arasında  yetişkinler için ilk çizgiroman serisi olmakla okuyucuların gözünde zaten yeterince kredisi olan The Question’ın hikayelerini yeniden kurgulayıp, tekrar yazmış.

Kitabın yapım aşamasıyla ilgili sohbette ise O’Neil; “Görevimin ,Chandler ve Hammet ‘la başlayan bugün Isabel Allende ve Alan Moore’la devam eden geleneği (silahlar, ölüm tuzakları, soluk kesen aksiyonla pulp romanlara ait anlatımı) kucaklamak olduğunu düşünüyorum ve bunun yarısını bile başardıysam, ben görevimi yerine getirmişim demektir.” diyor :)

Ercan DENİZLİOĞLU



Alvin Schwartz & An Unlikely Prophet (Olasi Olmayan Peygamber)
Temmuz 13, 2007, 10:06 pm
Kategori: Kitap, Sinema / TV, Yazarlar / Çizerler

 

 

Golden Age (Altın Çağ) yıllarında DC Comics’in gazete çizgi bantlarının çoğunluğu yazan Schwartz 1916 New York doğumlu. 1958′de bıraktığı 19 yılıık DC karakterleri, özellikle Superman (kendisi Bizarro’nun ve Bizarro evreninin yaratıcısı) üzerinde yoğunlaştığı çizgi roman kariyerinin yanında reklamcılık ve belgesel yazarlığı da yapmış.Kanada’da yaşadığı yıllarda devlet için yaptığı toplumsal çalışmalarda süper kahramanları, yine özellikle Superman’i kullanarak popüler kültür dahilindeki dinsel semboller konusunda eğitim vermiş. 1948′de yayınlanan ilk romanı New York Times tarafından Amerika’nın ilk makul varoluşsal romanı olarak nitelendiriliyor.

 

Yazdığı kitaplardan biri olan An Unlikely Prophet için ünlü kitap eleştirmenleri tarafından yazarın metafiziksel özyaşamöyküsü ya da ruhanî hatıratı yakıştırmaları yapılmış. Çizgi roman severlerin beğenmesinin kesin gözüyle bakıldığı kitapta doğu felsefelerine ve inanışlarına değinilirken kuantum fiziğinin örneklendirmeleri yapılıyor(muş). Olası olmayan bu peygamberin Superman olması icap ediyor; Alvin Schwartz altın çağ’da Superman koruyucu melek ve her yerde bulunma özelliklerini kazandırmış kişi. Kitabın olay örgüsü şöyle başlıyor: Bir gün Tibetli 2 metrelik Thongden Alvin Schwartz’la karşılaşıyor ve ona Superman yazarı olan kişi mi olduğunu soruyor. Ardından kendisinin bir tulpa, yani Tibet inançlarına göre başka bir insanın hayal gücünün ete kemiğe bürünmüş, benlik bulmuş hali olduğunu açıklıyor. İlk başta Thongden’e kaçık çizgiroman hayranı damgasını yapıştıran Schwartz birbirini izleyen olaylarla Tibet’e gidiyor ve biçim almamış yol anlamına gelen Kahanu inancına adıyor kendini. Zamanla Superman’in kendi tulpa’sı olduğunu ve tüm bunların kuantum fiziğine uygun olduğunu anlıyor. Kitap dünyevi bir hayat hikayesinden çok yazarın zihninde izlediği yolun ve keşfettiklerinin yazınsal anlatıma dönüşmüş hali gibi duruyor. Alışılmışın fazlasıyla dışında.

Kitap malesef henüz ülkemizde yayınlanmış değil.

 

Kitabın film hakları geçtiğimiz sene What The Bleep Do We Know? isimli belgesel filmin yapımcıları tarafından satın alınmış. Şu an yalnızca hakları satın alınmış olsa da uyarlamanın 2009 yılında gösterime girmesi planlanıyor.

 

Daha Fazla ve Değişik Bilgi İçin

 

Emre Taşkıran



KAVALIER & CLAY
Temmuz 11, 2007, 3:57 pm
Kategori: Kitap

  kavalier1

“1939′da Amerikan çizgi romanları tarihöncesinin hamamböcekleri ve kunduzları gibi daha büyüktüler ve çağdaşı haleflerinden çok daha görkemliydiler. Bir dergi boyutunda ve bir ucuz roman kalınlığında olup ideal ücreti olan on sente karşılık altmış dört sayfayı (kapak dahil) bulurlardı. İçindeki resimlerin kalitesine berbat demek hafif bile kalırdı. Kapakları, bir dereceye kadar daha pahalı olan dergilerin ustalık ve çizimlerini yansıtırdı. O ilk günlerde çizgi roman kapağı, iki saniyelik bir düş filminin reklamını yapan bir poster gibiydi; içerdeki kaba kağıt açılıp ışıklar yandığında bu görkemlilik o kadar süre içinde zihinde canlanır ve makara dönmeye başlardı. Kapaklar genellikle bu meslekte sağlam ünleri olan insanlar tarafından çizilirdi ve bu illüstrasyoncular zincirle bağlı laboratuvar kızlarını, cangılın tembel ve ayrıntılı jaguarlarının ve ayakları ağırlıklarını gerçekten taşıyan, adaleleri yerli yerinde erkek vücutlarını bayağı iyi çizerlerdi. Wonder ve Detective‘in o ilk sayıları renkli korsanları, Hindu zehirleyicileri ve fötr şapkalı intikamcıları, hem estetik hem kaba görünen matbaa harfleriyle, ele alınıp şöyle tartıldığında bügün bile hafif ama tümüyle sürükleyici türden bir serüven vaat eder gibiydiler. Ancak genelde, kapaktaki sahnenin içerideki zayıf malzemeyle pek ilgisi olmazdı. Bugün kaçınılmaz bir bitpazarı çürümüşlüğü ve nostalji kokusu içeren o kapaklar arasında 1939 çizgi romanı, artistik ve morfolojik açıdan çok daha ilkel bir durumdaydı. Bütün melez sanat biçimleri ve melez dillerde olduğu gibi ilk başlarda gerekli ve epey verimli bir gramer karmaşası vardı. Yaşamlarının büyük bir kısmı boyunca çizgi romanlar ve ucuz dergiler okuyan çoğu genç, kurşun kalem ile fırça kullanmada ve parçabaşı iş için zaman sıkıntısı çekmeye, deneyimsiz insanlar, hem gazete çizgi romanlarının mekansal gereksinimlerinin hem de ucuz romanlardaki kelime bolluğunun ötesini görme mücadelesi içindeydiler.

Eğitimciler, psikologlar ve genel halk arasında daha ilk baştan, çizgi romanı gazetelerdeki çizgi roman karelerinin ucuz bir devamı olarak görme eğilimi vardı. Gazetelerdeki bantlar o sırada şanlarının zirvesindeydi ve başkanlar tarafından da, hamallar tarafından da okunurlardı ve beyzbol ve cazın canlılığıyla zerafetini taşıyan, gururlu bir Amerikalı kuzendi. Çizgi romanın, Burne Hogarth, Alex Raymond, Hal Foster ve öteki krallarının büyük ustalıklarına ve Li’l Abner (Hoş Memo), Krazy Kat, Abbie’n’ Slats gibi çizgi romanların, yetişkinleri hedefleyen çok ince ayarlı mizah ve ironisine, Gould, Gray ve Gasoline Alley‘in ağırbaşlı, vezinli anlatımına ya da Milton Caniff’in baş döndürücü ve asla aşılamamış sözel ve görsel anlatımına rağmen, başlangıçtaki bu ucuzluk, çizgi romanlar için bir utanç kaynağı olacaktı.

İlk başlarda, 1939′a kadar, çizgi romanlar daha popüler dizilerin gazetelerden sökülüp alınmış ve biraz da şiddet ve makas kullanılarak ucuz parlak kapaklar arasına sokulmuş tekrar basımlarından fazla bir şey olmamıştı. Gazetedeki üç-dört kareden oluşan bantlar ‘çizgi romanın’ daha geniş mekanına taşınınca, daha önce kaşık kaşık günlük olarak verilirken heycanlandırıcı, ciddi veya komik olan şey; kesintili, tekrar eden, durağan ve gereksiz yere uzatılmış bir şey olmuştu. Tıpkı Sammy Klayman’ın aldığı ilk çizgi roman olan More Fun‘da (1937) olduğu gibi. Kısmen bu nedenle ama aynı zamanda yerleşmiş sendikalara yeniden basma hakkı ödememek için, çizgi romanların ilk yayınlayıcıları özgün içerik denemelerine giriştiler, kendi karakterlerini ve bantlarını yaratacak illüstratörler tutmaya başladılar. Bu sanatçıların eğer deneyimliyseler genellikle başarılı veya yetenekli değillerdi; eğer yetenekleri varsa, deneyimleri yoktu. Bu sonuncu kategoriden olanlar çoğunlukla göçmenler, göçmen çocukları ya da otobüsten yeni inmiş taşralılardı. Hayalleri vardı ama soyadları ile birbirlerini tanımadıkları göz önüne alındığında Saturday Evening Post kapaklarının ya da Mazda ampulleri reklamlarının yüce dünyasında başarılı olma şansları yoktu. Hatta pek çoğunun geçimlerini sağlamayı umdukları bu alanda, epey karmaşık vücut ekleri olan kol ve bacakların şöyle gerçekçi bir resimini bile çizemedikleri söylenebilirdi.

Özgün içerik devrimini izleyen kalite düşüklüğü, ani ve çok sert oldu. Çizgiler titredi, pozlar sakilleşti, kompozisyonlar durağanlaştı, arka planlar tümden ortadan kalktı. Gerçekçi derinlikleriyle zaten çizimi çok güç olan ayaklar karelerden hemen hemen kayboldu ve burunlar alfabenin yirmi sekizinci harfinin basit biçimlerine indirgendiler. Atlar fıçı gövdeli sıska köpeklere dönüştüler ve kapıları olmadığını saklamak için hız çizgileri arasında sunulan otomobiller gerçek oranlarında çizilmediler ve hepsi birbirine benzediler. Her genç illüstratörün sadağında ille de bulunması gereken ok olan güzel kadınlar nispeten iyiydiler ama erkekler, sanki baca tenekesinden yapılmış gibi görünen buruşmaz elbiseleri ve otomobillerden ağırmış izlenimini uyandıran şapkalarıyla hep huzursuz, iri çeneliydiler. Süper güçlü sirk adamları, dev Hindu uşaklar, fantezi adaleli ve on beş bilardo topu bir araya gelmiş gibi göbekli vahşi orman efendileri. Dizler ve dirsekler, insana ıstırap veren çifte eklemli açılarda kıvrılmış. Renklerin en iyisi bulanık ve en kötüsünde ise hiç renk yoktu. Bazen her şey sadece kırmızının ve mavinin iki tonuyla çizilirdi. Ama çizgi romanlar yetersiz sanattan çok - çünkü burada bir canlılık ve Ekonomik Bunalım’dan doğan kendini geliştirme çabaları vardı ve hatta kimi zaman yetenekli ve becerikli bir kalem ustası da çıkıyordu - kötü kopyalardan zarar görmekteydi. Her şey, kimi zaman hiç düzeltilmeden, bir gazete bandından ya da bir radto kahramanından alınıyordu. Radyonun Green Hornet çeşitli renklerde eşekarısı ve böcek yaratmıştı; The Shadow’un arkasında gölgeler gibi gelen takım elbiseli, fötr şapkalı kanun adamları vardı; her kötü kadın, değiştirilmeye pek gayret göstermemiş bir Ejderha Kadın’dı. Bunun sonucunda çizgi roman, hemen icadından başlayarak ve kısa b,ir süre sonra amaçsızlık ve özensilik nedeniyle gevşemeye başlamıştı. İnsanın başka yerlerde daha iyi veya daha ucuza yapılmış bulamayacağı bir şey yoktu (üstelik bu radyoda bedavaydı).

Sonra, 1938 Haziranı’nda Superman çıktı. Cleveland’dan bir çift Yahudi çocuğunun National Periodical Publications (Ulusal Periyodik Yayınlar - Daha sonraki yıllardaki adıyla DC Comics) bürosuna postaladıkları Superman başka bir dünyadan geliyordu, yüz insan gücündeydi ve çocukların gözlüklü ergenlik umutlarıyla umutsuzluklarını tam olarak yansıtıyordu. Ressam Joe Shuster, teknik olarak pek az beceriye sahipse de, daha ilk baştan çizgi roman dergisinin sayfalarının gazetelerde genellikle imkan bulunmayan kompozisyonlarla yayınlama olanağı vereceğini anlamıştı; üç kareyi birleştirerek Superman’in o kendine özgü, patenti alınmış gökdelenden atlama eylemi (Çelik Adam mesleğinin o aşamasında henüz uçamıyordu) tek bir kareye aldı ve açılarıyla figürlerini belli bir sinema havasında yerleştirdi. Yazar Jerome Siegel, ucuz dergiler konusunda büyük bir bilgisi ve fanatik sevgisiyle Samson’dan Doc Savage’a kadar bütün eski karakterleri ve örnekleri birleştirerek kendine özgü bir gerilim, sertlik ve parıltı unsurları haline getirmişti. Superman aslında bir gazete kahramanı olarak tasarlanmışsa da çizgi roman dergilerinin sayfalarında doğdu ve bu mucizevi doğumundan sonra şekilsel geçiciliğinden kurtulup on sentlik hayaller piyasasında kendine bir amaç belirtmeye başladı. Kendilerini giydirmekten bile aciz, güçsüz insanların gösterişli giyimlere ve güç sahibi olmaya duyduğu özlemi ifade etmek… Çizgi romanlar gerçekten çocuklar içindi ve tam da on yıl büyük güçlükler içinde yaşayan Amerikan çocuklarının ceplerinde ara sıra fazladan bir on sent buldukları zamana denk gelmişti”

—————————————————————————————-

Yukarıdaki satırlar Michael Chabon’un “Kavalier & Clay” romanından. Amerikan çizgi romanının altın çağının anlatıldığı kitapta, Joe Simon, Jack Kirby, Stan Lee, Jerry Siegel, Joseph Shuster, Will Eisner, Jim Strenko gibi büyük ustalar; Chabon’un kurgu karakterleri Sammy Clay ve Joe Kavalier’de tekrar hayat bulmuştu.

Yazara 2001 yıllında Pulitzer Ödülü kazandıran roman 17 farklı dilde, 23 ülkede yayınlanmış. İspanya, Fransa, İtalya, Almanya, İngiltere’de 2. baskıları yapılan Kavalier & Clay, ülkemizde Everest Yayınları tarafından basıldı.

 ”İkinci Dünya Savaşı’nın arifesinde Yahudiler için Avrupa’da hayat iyice zorlaşmıştır. Prag’da yaşayan Kavalier ailesi tüm servetini, en büyük oğullarını Amerika’ya göndermek için harcarlar. Maceralı bir yolculuktan sonra bir gece Joe Kavalier, kuzeni Sammy Clay’in Brooklyn’deki evine ulaşır.

İllüzyonun büyüsüyle sarmalanmış ressam Joe, çizgi roman dünyasına aşık Sam’le çizginin ve öykünün olağanüstü birleşiminde önce yakın dost, sonra da ortak olurlar. Birlikte Nazi zülmüne karşı savaşan Escapist’i yaratırlar. Bütün hayallerini bu çizgi roman karakterinin sonsuz gücüyle gerçekleştirirler. Geçirdiği çocuk felcinden miras zayıf bacaklarıyla değil Escapist’in kaslarıyla koşar Sam Clay; Kavalier ailesini Nazilerin elinden, Escapist kılığına girmiş Joe kurtarır.”(Kitabın tanıtım yazısından alıntı)

Bir çizgi roman uyarlamasından çok kitaptaki Escapist karakterinden esinlenerek yayınlanan, yazar çizer kadrosunda Frank Miller‘dan Gene Colan’a, Marv Wolfman, Roy Thomas’dan Brian Boland’a kadar pek çok ismin yer aldığı Micheal Chabon Presents: The Amazing Adventures of The Escapist serisi; 2004 - 2005 yıllarında arka arkaya en iyi seri, en iyi antoloji dallarında Eisner ve Harvey ödülleri aldı.

Kavalier & Clay, geçtiğimiz Mayıs ayında The Washington Post’da yer alan bir habere göre beyazperdeye aktarılacak. Oyuncu kadrosu için Tobey Maguire ve Natalie Portman isimler konuşulmakta. 2009 yılında gösterime girmesi planlanan filmin yönetmenliğini ise Stephen Daldry üstlenecek.

 

Erdem DENİZLİOĞLU



Tolkien’in yeni kitabi: The Children of Hurin (Hurin’in Çocuklari)
Mart 29, 2007, 3:38 pm
Kategori: Kitap

J.R.R.Tolkien 

Yüzüklerin Efendisi’nin yazarı J.R.R.Tolkien’ın ölümünden 34 yıl sonra yeni bir kitabı çıkıyor. The Children of Hurin (Hurin’in Çocukları) adlı yeni cilt Tolkien’ın 1918′de yazmaya başladığı tamamlanmamış taslaklardan oluşuyor. Oğlu Christopher Tolkien babasının bu yarım kalan hikayesini tamamlamak için tam 30 yılını harcamış ve bu tamamlama işini babası tarafından kaleme alınmış notlara dayanarak yapmış.

The Children of Hurin’in İngiltere’de bir aydan kısa bir süre içinde yayınlanacağı söyleniliyor, şüphesiz çok kısa süre içinde de başka lisanlarda çevirisi yapılarak dünyanın pek çok ülkesinde satışa çıkacak.

Kitabın yayımcısı HarperCollins hikaye ile ilgili detayları sır gibi saklamakta, sadece “trajedi, kardeşlik ve kahramanlık ile ilgili epik bir macera hikayesi” olduğu belirtiliyor. J.R.R.Tolkien’ın resmi sitesinde ise şu şekilde açıklama yapılmakta:

The Children of Hurin’deki hikaye The Lord of the Rings’den çok daha önceki bir zamanda geçmekte, Orta Dünya’da Hobbitlerin dolaşmaya başlamasından bile öncesinde. Bu dönemde en büyük düşman hala düşmüş bir Vala olan Morgoth’dur ve Sauron onun sadece komutanıdır. Hurin adlı bir insanın Morgoth’un şeytani güçlerine karşı koyması ve ailesinin trajik kaderi ile oğlu Türin Turambar’ın kayıp dünya Beleriand’daki yolculuğunu anlatan romantik bir kahramanlık öyküsü.

Daha önce de Tolkien’ın çalışmalarının pek çok ilüstrasyonunu yapmış ve film uyarlamasında da sanat tasarımcısı olarak çalışmış çizer Alan Lee kitabın kapağının yanısıra kitap için 25 kara kalem skeç ve sekiz resim yapmış.

Tabii ki film stüdyoları bu esere şimdiden gözlerini dikip yakın takibe almış durumdalar. Hobbit‘in film uyarlaması tam bir krizin içine saplanmış iken The Children of Hurin ondan önce beyazperdeye doğru yol alabilir mi? Tolkien Society’nin sözcüsü Chris Crawshaw’un açıklaması şu şekilde: “Muhtemelen çok iyi bir film ortaya çıkarabilir, eğer birileri film haklarını garantiye alabilirse.”

Kuşkusuz bu kitap Tolkien’ın Orta Dünya’sı hayranlarının kaçırmamaları gereken bir eser olacak.

Hakan BUHURCU



Last Days of Krypton
Kasım 20, 2006, 7:44 pm
Kategori: Kitap

krypton

Çok-satanlar listelerinde kitapları olan Kevin J. Anderson’ın DC Comics ve HarperCollins Books ile Superman’in ana gezegeni Krypton’un yokoluşunu anlatan “Last Days of Krypton” adlı epik romanı yazmak için anlaştığı açıklandı.

Roman kötü kaderli gezegendeki politikalar, mücadeleler, cesur kahramanlar, hainler ve nihayetinde de malum bir bebeğin yokolan gezegenden kaçışını konu alacak. Jor-El ve Lara (Superman’in ailesi), General Zod ve Brainiac’ın da yeralacakları hikayede tüm bir gezegenin nasıl yokoluşun eşiğine gelişi anlatılacak. Superman ilk kez ortaya çıkışından bu yana yaklaşık 70 yıllık bir süre geride kalmış olmasına karşın gelmiş olduğu gezegen Krypton’un geçmişi ve sosyal yaşamı ilk defa tam olarak anlatılmış olacak. Romandaki hikayenin ana öğeleri DC Comics’in yayınladığı çizgiromanlardaki hikayelere dayanılarak oluşturulacak, fakat hikaye son derece ciddi bir anlatım tarzında olacağı için sadece çizgiroman okurlarına değil her okura hitap edecek.

2004 yılında Brian J. Herbert ile birlikte Dune serisi romanları yazmış olan Kevin J. Anderson billim-kurgunun en başarılı ve en popüler yazarları arasında gösteriliyor. 1993′ten bu yana 40 romanı ulusal ya da uluslararası çok-satanlar listelerinde yeraldı, dünya genelinde kitaplarının 20 milyon kopyası basıldı ve 29 dile çevirisi yapıldı.

Superman efsanesi ve Kevin J. Anderson romanlarının hayranları kitabın yayınlanması için 2007 sonbaharını beklemek zorundalar. Anderson şimdiden romanın ilk taslağını hazırlamış durumda. Henüz haber açıklandığından bu kitabın Türkiye’de yayınlanıp yayınlanmayacağı ise şu an için belirsiz.

Hakan BUHURCU



CONAN - Robert E. Howard & Roy Thomas
Kasım 20, 2006, 7:32 pm
Kategori: Kitap

Tüm Conan hayranlarının MUTLAKA edinmesi gerekli olan iki eser:

conan_a

The Complete Chronicles Of Conan - Centenary Edition
Robert E. Howard

Londra’da bulunan Orion adlı yayınevi tarafından basılan bu kitap hardcover formatında toplam 926 sayfa. Robert E. Howard tarafından yazılmış tüm Conan hikayelerinin tek bir ciltte toplanmış formatı. Şu an amazon’da bu kitabı bulmak mümkün değil (muhtemelen İngiliz basımı olduğu için), zira amazon’da satılan Amerika kökenli Del Rey adlı yayınevinin basımı Howard’ın Conan serisi üç kitaba bölünmüş versiyon. Kitaptaki hikayelerin sıralaması Howard’ın yayım kronolojisine göre oluşturulmuş. Ciltte hikayelere ilaveten çeşitli kara kalem karakter ve sahne çizimleri de yeralmakta. Ciltte bulunmayan tek Conan hikayesi Howard’ın roman olarak yazmış olduğu ve ilk 1950 yılında yayımlanan Conan hikayesi “Conan the Conqueror” (Fatih Conan).

Kitabın içindekiler:

The Hyborian Age
Cimmeria (şiir)
The Phoenix on the Sword
The Scarlet Citadel
The Tower of the Elephant
Black Colossus
The Slithering Shadow
The Pool of the Black One
Rogues in the House
Shadows in the Moonlight
Queen of the Black Coast
The Devil in Iron
The People of the Black Circle
A Witch Shall Be Born
Jewels of Gwahlur
Beyond the Black River
Shadows in Zamboula
Red Nails
The Hour of the Dragon (şiir)
The Hour of the Dragon
The God in the Bowl
The Black Stranger
The Frost-Giant’s Daughter
Drums of Tombalku
The Vale of Lost Women
Wolves Beyond the Border
The Snout in the Dark
The Hall of the Dead
The Hand of Nergal
Çeşitli kişilerden Hyboria Çağı’na dair notlar
Robert E. Howard ve Stephen Jones tarafından yazılmış sonsöz

conan_b

Conan - The Ultimate Guide to the World’s Most Savage Barbarian
Roy Thomas

Kısa süre önce DK yayıncılık tarafından satışa çıkartılan “CONAN - The Ultimate Guide to the World’s Most Savage Barbarian” adlı cildin yazarı 70′li yıllarda Conan’ı ilk defa çizgiromana taşıyan ve uzun süre serinin yazarlığını yapmış olan Roy Thomas. Bu kocaman cilt Robert E. Howard’ın en popüler karakteri, maceralarında karşılaştığı düşmanlar, yan karakterler ve uğradığı yerler ile içinde olduğu Hyborea Dünyası hakkında başka hiçbir kaynakta rastlayamayacağınız kadar çok bilgi içeriyor. Her sayfası gerek eski dönemde Marvel’ın gerekse yeni dönemde Dark Horse’un çıkarttığı Conan çizgiromanlarından aralarında Frank Frazetta, Mark Schultz, Gary Gianni, John Buscema, Cary Nord gibi ünlü çizerlerin de çizimleriyle süslü olan cilt bilgi olarak olduğu kadar görsel olarak da kendini cezbettiriyor. Roy Thomas’ın bu harika çalışmasına Todd McFarlane de önsöz bölümündeki yazısı ile katkıda bulunmuş. Toplam 162 sayfa olan cildin satış fiyatı 24.99 $.

 Hakan BUHURCU