
DİKKAT! BU ÇİZGİROMAN KESİNLİKLE SADECE 18 YAŞ ÜZERİ OKURLAR İÇİNDİR!
Uzakdoğu’da bir ülke. Ülkenin yönetimi bir baskı rejiminin elinde. Bu yönetim tarafından yıllardan beri süregelen ve televizyondan canlı yayınlanan bir program var. Bu programın adı “Program” (adı yönetimin yaratıcılığının (!) bir yansıması). Program vahşi bir ölüm-kalım oyunu. Uzun süredir yayınlandığından beri halk tarafından öylesine kanıksanmış ki sıradan bir prime-time eğlencesi halini almış. Düzenlenen bir piyango ile her yıl ülkedeki liselerin birinden bir sınıfın öğrencileri Program’a katılma şansına (!) sahip oluyor. Boyunlarına özel yapılmış tasmalar takılan öğrenciler eğer kurallara uymazlar ise bu tasmalar infilak ediyor.

Program’ın kuralları şu şekilde:
- Kazanıp hayatta kalabilmek için diğer tüm rakiplerinizi öldürmek zorundasınız.
- 24 saat boyunca kimse ölmez ise tüm tasmalar patlatılacak.
- Oyuncular kurallara uymayıp topluca biraraya gelerek Program’a karşı ittifak kurmaya kalkışırlarsa tüm tasmalar patlatılacak.
- Program alanını terkedemezsiniz (ada, hapisane, etrafı kuşatılmış bir vadi vs. Program’ın geçtiği alan birkaç yılda bir değişiyor). Buna kalkışırsanız ya muhafızlar tarafından öldürülürsünüz ya da tasmanız patlatılır.
- Program alanı içindeki “tehlike bölgesi” ilan edilen bölgeleri beş dakika içinde terketmezseniz tasmanız patlatılır.
- Rakiplerinizi saf dışı edebilmeniz için herşey serbest.
- Son ayakta kalan kazanır.

Sıradan bir okul gezisine giden 42 lise öğrencisi otobüste bayıldıktan sonra gözlerini açtıklarında bir anda içine düştükleri korkunç gerçeğin farkına varıyorlar. Onları Program’ın geçeceği adaya salmadan önce kuralları korkunç bir şekilde anlatan yetkiliyi dinlerken ve acımasızca yaptıklarına şahit olurken tarif edilemez bir şok yaşıyorlar. Ve bu kabus sona ererek içlerinde erzak ve silah dolu çantalarla adaya salıverildiklerinde asıl gerçek kabus başlıyor. Sınıf arkadaşları bir anda ölümcül düşmanlara dönüşüyor. Herkes hayatta kalmak istiyor ve bunu yapmak için birbirlerini öldürmek zorundalar. Katliam başlıyor ve daha ilk birkaç saat içinde ondan fazla öğrenci sınıf arkadaşları tarafından katlediliyor. İçlerinden bazıları Program’ın kurallarına uymaya şiddetle karşı çıkarak birleşmeyi ve adadan kaçmaya çalışmayı planlıyor. Fakat sadece “öldür ya da öl” kurallarının geçerli olduğu bir durumda en yakın arkadaşınıza dahi güvenebilir misiniz? Peki en sona sadece ikiniz kalırsanız ne olacak?
Koushun Takami’nin kült romanından uyarlanan manga serisi belki de hayatınız boyunca okuyabileceğiniz en sert ve vahşi çizgiroman. Romanın yazarı Takami’nin yazıp Masayuki Taguchi tarafından siyah-beyaz çizilen seride kesinlikle hiçbir sansür uygulanmadan olaylar tüm şiddeti ile sayfalara dökülmüş durumda, bu yüzden resmedilen bu aşırı yoğun şiddeti herkes hoşgörmeyip kaldıramayabilir. İlk ciltteki son derece çarpıcı bir giriş ile öğrencilerin ansızın içine düştükleri korkunç durum karşısında yaşadıkları şok ile gelen psikolojik çöküntü öylesine etkileyici işlenmiş ki okuyanı hemen ortamın içine çekiveriyor.

Hikaye kurgusu içinde bir yandan öğrencilerin adadaki hayatta kalma mücadelelerine şahit olurken bir yandan da flashback sahnelerle geçmişe dönüp öğrencilerin Program’a dahil olmadan önce ki yaşamlarına şahit oluyoruz. Bu bakımdan kurgu yönünden olan benzerliğiyle son dönemin çok popüler dizisi Lost’u seven kişiler Battle Royale’in hikaye kurgusuna kolayca ısınabilirler (Battle Royale’in Lost’tan çok daha önce yayınlanmış olduğunu da belirtmek gerekir).
Fakat içinde yeralan tüm aşırı şiddete karşın bu mangada anlatılan aslında tamamı ile psikolojik bir hikaye ve Battle Royale’i bu derecede etkileyici ve başarılı yapan unsur da bu. Bir ölüm-kalım mücadelesinde güvenecek kimseniz kalmamasını, tüm dostlukların tek kalemde es geçilmesini, en yakınınızdan gelen ihaneti, umutsuzluğu ve çaresizliği görürken kendi aralarında dayanışma kurarak bu ölüm oyunundan kurtulmaya çalışan az sayıdaki öğrenci tek umut ışığını simgeliyor.
Belki televizyondan canlı yayınlanan bir ölüm mücadelesi bazı kişilere çok abartılı bir konsept gibi gelebilir. Fakat sırf halk eğlensin diye insanların arenalara atılıp tüm şehrin önünde birbirlerini öldürdükleri bir insanlık tarihimiz var. Günümüzde boks, tekvando, aikido gibi şiddete dayalı sporlar en ilgi çeken sporlar arasında. Dünyanın bazı bölgelerinde hala halka açık idamlar gerçekleşiyor. İnternetten gerçek ölüm görüntüleri içeren “snuff” filmler, otopsi görüntüleri, ceset fotoğraflarını sırf eğlenmek için indirip izleyen çok sayıda hasta ruhlu insan mevcut. Kanun dışı dövüş müsabakalarının dünyanın heryerinde yapıldığı zaten bilinen bir gerçek. Tonla insanın öldüğü aksiyon filmleri ve kan revan içindeki “gore” niteliğindeki korku filmleri her yıl sinemalarda yüzlerce milyon dolar hasılat elde ediyor. Şurası yadsınamaz bir gerçek ki “şiddet” insanlık doğasının bir parçası ve Battle Royale’deki Program insanların bastırmaya çalıştığı şiddet olgusunun sadece bir başka uzantısı.

Bir okurun eline alıp bitirene kadar bırakamadığı, okuduktan sonra düşündüren eserlerin sayısı epey azdır, Battle Royale de kesinlikle onlardan biri. Şahsi fikrime göre Battle Royale kuşkusuz çizgiromanın ulaştığı zirve noktalardan biri. Aynı zamanda mangaların neden çizgiroman sektörünün bir numarası olduklarının kesin ispatlarından biri. Fakat kesinlikle 18 yaş sınırının altına tavsiye etmeyeceğim bir seri.
İngilizce edisyonu Tokyopop tarafından yayınlanan seri herbiri cilt formatında toplam 15 sayıdan oluşmakta ve her cilt yaklaşık 190-200 sayfa kalınlığında, yani devasa boyutta bir hikaye. İngilizce formatı da orjinal formatı gibi sağdan sola okunulacak şekilde yayınlandı, manga okumaya alışkın kişiler kuşkusuz bu durumu yadırgamayacaklardır, bu tür tersten baskıya alışkın olmayanlar da birkaç sayfa sonra hemen duruma alışarak rahatça okuyabilirler.

Battle Royale’in Japonya’da çekilmiş Battle Royale ve Battle Royale 2: Revenge adlı iki film uyarlamasının da olduğu, içerdikleri şiddet dolayısıyla ABD’de yasaklanmış olduklarını da ek not olarak belirtmek isterim. Her iki film için de gene yaş sınırlaması mevcut. Özellikle ilk film gerçek bir kült sayılıyor.
Kendinize bir sorun:
Sadece tek bir kişinin hayatta kalması mümkün olan bir ölüm-kalım savaşında en yakın dostunuza dahi güvenip sırtınızı dönebilir miydiniz?
Hakan BUHURCU