Çizgi Roman


Wieringo’yu kaybettik…
Ağustos 14, 2007, 9:07 am
Kategori: Yazarlar / Çizerler

TW1

Geçtiğimiz Pazar günü (12.08.2007) geçirdiği kalp krizi sonucunda çizer Mike WIERINGO’yu kaybettik. 44 yaşında hayata gözlerini yuman usta çizer Virginia Devlet Üniversitesi Komünikasyon Sanatları ve Dizayn bölümünden mezun olduktan sonra, 1991 yılında Millennium Publications’ın Pat Savage ve Doc Savage: Doom Dynasty serilerini çizdi. Ardından DC Comics için Justice League Quarterly, Justice League International, Robin, Superman serilerinde çalıştı. Mark Waid’le beraber Flash‘ın genç sidekick’i Bart Allen’ı yarattılar. Marvel Comics’de Sensenational Spider-Man, Spider-Man (ki bu Spider-man sayılarının bir bölümü Türkiye’de Arkabahçe Yayıncılık tarafından basılmıştı), X-Men ve Fantastic Four (Mark Waid’ın yazdığı FF sayıları) dergilerinde çizerlik yapan Wieringo Tony Dezuga’nın yazdığı Image’ın Tellos serisinin ilk 10 sayısını resimlemişti.

Mike Wieringo

Erdem DENİZLİOĞLU



Gerçek Kavalier ve Clay’ler
Temmuz 19, 2007, 12:36 am
Kategori: Kitap, Yazarlar / Çizerler, Çizgiroman

Kavalier & Clay ‘in hikayesi çizgiromanların Altın Çağına dayandığı için, romanın iki kahramanında aslında gerçek hayattaki birkaç gerçek çizgiroman yaratıcısından esinlenilmiş olmasına şaşırmamalı. İşte onlardan bazıları.

Jerry  Siegel  ve Joseph Shuster

 

Kavalier ve Clay’in özü Superman’in iki yaratıcısında bulunabilir. İki yahudi karakterlerini yarattıklarında son derece gençtiler (sırasıyla 17 ve 19). Başlangıçta kimse fikirlerini istemedi, ama sonunda onlar National Publics’i karakterlerinin hikayesini basması için ikna edebildiler. Amerika İkinci Dünya Savaşına girdiğinde Superman deniz aşırı Nazilerle savaşan bir kahraman haline geldi. Ne yazık ki, her ikside tıpkı Kavalier ve Clay gibi satışlardan hak ettikleri payı alamadılar ve ondan sonraki birkaç on yıl boyunca da kimse onların farkına bile varmadı.

Chabon 2000 sonbaharında Failbetter.com da yaptığı röportajında ” Ama göründüğü kadarıyla DC Comics’in, Superman’in yaratıcları Jerry Siegel ve Joe Shuster’dan karakterin haklarına 100 dolara nasıl aldıkları hakkında okumam bu kitap için ilham kaynağı oldu” diyor ve ekliyor “Aslında bu kitabın tabi ki ana teması değil, çılgın hayalgücü, ortaklık, popüler kültür ve yankılanan ticari başarısızlığın kombinasyonu başlama nedenlerim oldu.”

Ekim 2000 de Powells.com’da ise “Superman ve yalnızlık kalesi üzerine de düşünüyordum,” diyor ” Bu Superman hikayesini ve hikayein temelini oluşturan unsurlarından biriydi, başka bir gezegenden gelmek ve ailesini ve bütün dünyasını yok olurken arkasında bırakmak..başka bir dünyaya geliyor ve kendini yendien yartmak tanımlamak zorunda.Bu ben herhangi birşeye çözüm bulabilmek için gerçekten zorlanan biri olsam bile, bu şekilde olması düşününce bana çok doğal geldi.”

Joe Simon ve Jack Kirby

Her iki yaratıcıda çalıştıkları onlarca yıl boyunca birçok karakter yaratmış olsalarda, Chabon onların Captain America’daki işlerinden ilham aldı. Her ikiside yahudiydiler ve deniz aşırı haberler onları perişan ediyordu. Onlar Captain America’yı Amerika savaşa girmeden aylar önce yaratmışlardı. Steve Roger adında sarışın zayıf bir çocuk, özel gizli bir serumla mükemmel askere dönüşüyor ve deniz ötesine gönderilen Captain America doğrudan Mihver Güçleriyle savaşmaya başlıyor. Captain America ve Chabon’un kitabında yer alan Amazing Midget Radio Comics’in kapağı oldukça birbirine benzer her ikisinde de kahramanlarımız Captain America ve Escapist , Hitler’i yumruklar :)

“Çizgiromanlar Amerika dan önce savaşa girdi,” diyor Chabon Ekim 2001 de Commonwealth Club of California’da “Sanırm Mayıs 1941 den beri Captain America dövüşüyordu ve o zamanlar hiçbirşey  Superman’e denk bir düşman değildi. Onun en büyük düşmanı kryptonite’i ,Hitler’di. Bu karakterler yaratılma sebeplerini yerine getirdiler kötücül Japonlarla dövüştüler onları şeytani olarak betimlediler. O dönemin çizgiroman kapaklarında u-botları yumrukluyor, uçaksavar namlularını birbirlerine bağlıyorlardı. Savaşın ilk birkaç yılı iyi gitmiyordu ve müttefiklerin kazanamaması gibi bir ihtimal kuvvetli görünüyordu. Bunun doğurduğu ve çok şiddetli bir şekilde insanları etkisi altına alan zafer kazanma isteği ise çizgiroman sayfalarında son derece şovenist,ırkçı ve saldırgan bir şekilde kendini gösteriyordu.”

Chabon, Kavalier & Clay ‘in içinde yazarın notu bölümünde Kirby’nin bahsedilmeyen katkısını kabul ediyor. “En sonunda, kabul etmeliyim ki bu  ve yazdığım herşeyde merhum -The king of comics- Jack Kirby’e derin bir borcum var.”

27 Ağustos 2003 de New York Times’da basılan bir makalede ise bu konuda daha da ileri gidiyor ve Kirby için “O anlattıkları için çok küçük görünen çizgiroman panelleri yapardı.” diyor. “Ona dair o zamanlar çok sevdiğim ve hala hayran kaldığım özelliği, onun üzerinde çalıştığı çizgiroman ne olursa olsun bitmek tükenmek bilmeyen hayalgücü. Bütün kariyeri boyunca hep bir hikayeyi 15 yeni fikirle doldurup ,bir sonraki sayıda yine yeni 15  fikirle gelebilirdi.”

Ve sözlerine Joe Kavalier’in çizdiği ayrıntılı savaş tasviri sahneleri yada Kirby’nin daha sonra Kavalier gibi bir kaçış ustası olan Mister Miracle gibi doğrudan benzerliklerle devam ediyor ve daha sonra tarihin bu döneminde bütün Marvel ve Dc evrenin Kirby’nin konseptlerinden kök bulup temel almalarının rastlantı olmadığnı düşündüğünü de ekliyor sözlerine yine.

“Kirby’nin fikirleri her iki yayınevinde de işe yaradı,” diyor “çünkü Kirby sinema hayranıydı ve çizgiromanları her zaman bazen göze çarpmayan bazen çok açık bir şekilde sevdiği filmlerden birşeyleri ödünç alıyordu.Her zaman Warner Bros, John Garfield,George Raft,James Cagney’in gangster argosu dergilerinde yer alırdı. Ayrıca tekrar tekrar kullanmaktan çekinmediği bir unsurda Universal’ın korku filmlerinin karakteristiğiydi.Filmlerin onun ve eserlerinin üzerindeki etkisinin oldukça fazla olduğunu söyleyebilirsiniz.  ”

Will Eisner

Belkide gelmiş geçmiş en iyi çizgiromancı, suçla savaşmak için kendine sahte bir ölüm düzenleyen dedektif Danny Colt: The Spirit’in yaratıcısı Will Eisner. Eisner ortamı sanat için uygun hale getirdiğinde kendini birçok çizgiromancıdan da ayırmış oldu.O hikayelerini karalere bölünmüş panellere hapsetmedi, karakterleri ve onların sesleri karelerin panellerin dışında “asılı” kalırdı. Eisner 1978′de “A Contract with God” la garfik romanın babası haline geldi. Kavalier içinse Eisner’ın tarzı, Yurttaş Kane’i izledikten sonra esin kaynağı haline geliyor.

“Kavalier hakkında söyleyebileceğim tek şey onu, gerçek bir yaratıcı olan Will Eisner’ın çizgiromanların araç olarakta kullanılabilceğine inanan şaşırtıcı, inanılmaz inancıyla resmetmiş olmam,” diye açıklıyor Chabon Kasım 2002 de The Onion A.V. Club’a. “ Bu o zamanlar nadir bir bakış açısıydı. Aslına bakarsanız bence Eisner zaten en başından, hiçbir sanat otoritesinin tanımadığı, çöp olarak görünen bir sanat tarzı olmadığı düşünülen çizgiromanı gerçek sanat için potansiyeli olan bir materyal olarak görmesiyle eşsizdi.Ve o bunu sıradışı bir şekilde daha  işin en başındayken gördü. Benimde bu persvektifi alıp Joe kavalier vermemde yaptığım en doğrudan alıntı oldu sanırım.”

“Kavalier ve Eisner’in çizgiromanları bir sanat biçimi olarak gören yegane görüşleride onları meslektaşları arasında oldukça sıradışı yapıyor galiba,” diye anlatıyor Ekim 2000 de Powells.com’a Chabon. “ama kitabımda diğerlerinin arasında Eisner’ın her ikisinede sahip olduğu özellikler -çok başarılı bir öykücü ve önde gelen çok yetenekli bir çizer olmak- iki ayrı vucutta kişilik buluyor. The Spirit’i yaratan bu adam çizgiromanları en başından bir sanat olarak gördü ve o zamanlar meslektaşlarının takındığı yaptıkları işten vicdan azabı duyan , özür dileyen yada -ya, evet, üzgünüm çizgiroman çiziyorum- tutumunu asla takınmadı.”

Chabon’un Publishers  Weekly’de Ağustos 2000 de geçen bir röportajında ise Eisner konusu Chabon’un golem ve süper kahramanlar arasındaki bağlantıyı teyit etmesine yaradı. ” Bu periyotta Eisner çok geniş bir persvektife sahipti ama bu yalnızca onun yazar ve çizer olmasından değil, aynı zamanda bir iş adamı da olmasından kaynaklanıyordu - onun zamanında yarattığı karakterin haklarını elinde tutucak kadar kurnaz olan tek adamdı.” Bu noktada makalede Chabon’a 30′lar ve 40′larda çalışan birçok genç adamın niye yahudi olduğu sorulduğunda ise ilk önce sanırım standart bir cevap veriyor  “Fırsat oradaydı. Eğer o zamanlar sanatçı olmak isteyen genç bir yahudi çocuksanız bunun daha saygın formları olarak görülen radyo reklamcılığı, reklamcılık, illustrasyonculuk gibi alanlar size kapalıyıdı… çizgiromanlar hariç.”

Ama Chabon daha sonra kısa bir süre duraksıyor ve ekliyor ” ama bence bu yahudi hikaye anlatma geleneğiyle ilgili birşey, hayali bir şampiyon olan golem’in birden ortaya çıkıp, eziyet çeken baskı gören insanlara karşı yapılan bütün yanlışları düzeltmesiyle örneklenebilir ve bu beni tamamen şaşkına çeviren bir bakış açısı çünkü daha 70-80 sayfa yazmama rağmen hikayenin içine şimdiden golem’i koydum. Golem le süperkahramanlar arasında bir ilişkinin olucağını önceden sezebiliyordum ve benim için, bir öncü olan Eisner’ın aynı düşünceleri açık bir şekilde ifade etmiş olduğunu öğrenmek sihirli bir andı.”

Jim Steranko

Steranko, Kavalier’in yaratılmasında neredeyse doğrudan etkili olmuş. 60′larda Steranko, Nick Fury:Agent of S.H.I.E.L.D. de çalışırken olağanüstü bir başarı gösterdi ama bundan çok önce, o bir kaçış ustasıydı. Daha da hoş bir ayrıntı ise onun kaçış ustası olarak geçirdiği zamanın Kirby’e Mister Miracle karakterini yaratırken esin kaynağı olmuş olması.

Chabon daha sonraları Wizard 122. sayıda yer alan bir mektup cevabında Kavalier ve Steranko üzerine yorum yaptı. “Steranko’nun kaçış ustası olarak kariyeriyle ilgili yazıyı okuduğumda karakterim Joe Kavalier’i Nazi işgali altındaki Prag’dan nasıl çıkarabilrim sorusuyla boğuşuyordum ve bu şekilde hem Kavalier hem de Escapist, Kirby’nin  Mister Miracle’ıyla aynı esin kaynağını paylaştılar.”

Gerçek ve kurgusal sanatçılar arasındaki buluşma ise Chabon ve Steranko’nun Aralık 2000′de Lee’s Comics adlı çizgiroman dükkanında buluşmlarıyla gerçekleşmiş.Wellred Press’e göre Chabon “Kavalier & Clay’i , Steranko’nun History of Comics (Steranko 69′da Supergraphics adlı kendini şirketini kurdu ve Amerikan çizgiroman endüstrisinin tarihini anlatmayı planladığı tabloit boyutlu bir cilt serisi olarak History of Comics’i yayınladı, ne yazık ki ilk iki ciltten sonrasının devamı gelmedi) ‘i olmadan yazamazdım. Bu bir tarih değeri.” açıklamasını yapmış ve eklemiş ” Bu benim ilk defa 1970′lerde okuduğumda çizgiromanların tarihini keşfetmemi sağlamıştı ve Steranko’nun çalışmaları neredeyse aklımı yerinden oynatıcaktı. Ekim 1995 Comic Book Marketplace sayısında Steranko’nun kaçış ustası olarak gösterileri hakkında ayrıntılı bir röportaj vardı. O röportajı okuyana kadar bu söylentiyi daha önce de duymuştum ama asla ciddiye almamıştım.”

Steranko, Kavalier’in temellerini şekillendirmiş olsa da Chabon’un kendi sitesinde Steranko bölümünde yazanlara göre onun gerçek kaçışı asla kitapta yer almamış. “Ekim 1964 Steranko’nun, uluslarası bir dergi olan The Conjuror’s Magazine Genii’ de Houdini’ye adadığı bulduğu yeni bir numara yer alıyordu ve bu kaçış sanatının ayrıntılarını şaşılacak bir şekilde cömertçe bir şekilde açıklıyordu. Benim ebedi kederim, bu olağanüstü sayıdan haberim olduğunda artık The Amazing Adventures of Kavalier & Clay ‘i yazarken yardımcı olması için çok geç olmasıydı,”

“Bunu Joe Kavalier’in hayalgücünü nasıl daha da keyif verici hale getirebileceğini biliyorum” demiş.

Charles Biro

Kavalier ve Clay kitabında Amazing Midget Radio Comics 1. sayı için tavanarasında biraraya gelen bir sürü yazar ve çizerin olduğu bölümü hatırlıyor musunuz? Eh, bu gerçekten oldu!

1941′de Charles Biro gerçekten zor durumdaydı. Daredevil Battles Hitler muazzam satmıştı ve devamı kaçınılmaz görünüyordu. Biro’nun Lev Gleason’s Comic House daki editörü 64 sayfalık Daredevil 2′yi hazırlaması için sadece bir haftasonu vermişti.Limitlerini bilen Biro, teslim tarihine kadar dergiyi yetiştirebilmek için yanında Jerry Robinson, Bernie Klein, Mort Meskin, George Roussos ve diğerlerini de yanına aldı. Ama onlar o haftasonu sadece Altın Çağın Daredevil’ının hikayesini değil, aynı zamanda “London” ve “Blackout” un ilk göründükleri ve onların kendi hikayelerini de yazdılar.

“Bir dönemi kendine esir eden bir haftasonuydu,” diye yazıyor The Men of Tomorrow: Geeks, Gangesters and the Birth of the Comic Book’un yazarı Gerald Jones. ” Ticaret ,talih ve gençlik daha önce bir araya bu kadar kusursuzca geldiğinde Amerikanlığı bu kadar solgun bir an yaratmamışlardı ve bu işe yaradı da. Oh, o hafta yaptıkları tam bir curcunaydı. Ama renkli,gürlütücü ve döğüşen kahramanlarla doluydu. Her yerde hızın ve görülmemiş bir güzelliğin ortaya çıktığı anların tohumları vardı- muhteşem çizgiler, yaşayan figürler, neredeyse kazara olabilecek bir kompozisyon- kalitesi değil miktarı için tüketilen bir kültürde, aslında kalp kırıc ve bir o kadar da özgrüleştiriciydi.”

Joe Cavalieri

Chabon’un bunu kasıtlı olarak yaptığını sanmıyorum, ama komik bir tesadüftür ki Superman eski editörüde Chabon’un edebi kahramanıyla aynı adı taşıyor. :)

 

Ercan DENİZLİOĞLU



Alvin Schwartz & An Unlikely Prophet (Olasi Olmayan Peygamber)
Temmuz 13, 2007, 10:06 pm
Kategori: Kitap, Sinema / TV, Yazarlar / Çizerler

 

 

Golden Age (Altın Çağ) yıllarında DC Comics’in gazete çizgi bantlarının çoğunluğu yazan Schwartz 1916 New York doğumlu. 1958′de bıraktığı 19 yılıık DC karakterleri, özellikle Superman (kendisi Bizarro’nun ve Bizarro evreninin yaratıcısı) üzerinde yoğunlaştığı çizgi roman kariyerinin yanında reklamcılık ve belgesel yazarlığı da yapmış.Kanada’da yaşadığı yıllarda devlet için yaptığı toplumsal çalışmalarda süper kahramanları, yine özellikle Superman’i kullanarak popüler kültür dahilindeki dinsel semboller konusunda eğitim vermiş. 1948′de yayınlanan ilk romanı New York Times tarafından Amerika’nın ilk makul varoluşsal romanı olarak nitelendiriliyor.

 

Yazdığı kitaplardan biri olan An Unlikely Prophet için ünlü kitap eleştirmenleri tarafından yazarın metafiziksel özyaşamöyküsü ya da ruhanî hatıratı yakıştırmaları yapılmış. Çizgi roman severlerin beğenmesinin kesin gözüyle bakıldığı kitapta doğu felsefelerine ve inanışlarına değinilirken kuantum fiziğinin örneklendirmeleri yapılıyor(muş). Olası olmayan bu peygamberin Superman olması icap ediyor; Alvin Schwartz altın çağ’da Superman koruyucu melek ve her yerde bulunma özelliklerini kazandırmış kişi. Kitabın olay örgüsü şöyle başlıyor: Bir gün Tibetli 2 metrelik Thongden Alvin Schwartz’la karşılaşıyor ve ona Superman yazarı olan kişi mi olduğunu soruyor. Ardından kendisinin bir tulpa, yani Tibet inançlarına göre başka bir insanın hayal gücünün ete kemiğe bürünmüş, benlik bulmuş hali olduğunu açıklıyor. İlk başta Thongden’e kaçık çizgiroman hayranı damgasını yapıştıran Schwartz birbirini izleyen olaylarla Tibet’e gidiyor ve biçim almamış yol anlamına gelen Kahanu inancına adıyor kendini. Zamanla Superman’in kendi tulpa’sı olduğunu ve tüm bunların kuantum fiziğine uygun olduğunu anlıyor. Kitap dünyevi bir hayat hikayesinden çok yazarın zihninde izlediği yolun ve keşfettiklerinin yazınsal anlatıma dönüşmüş hali gibi duruyor. Alışılmışın fazlasıyla dışında.

Kitap malesef henüz ülkemizde yayınlanmış değil.

 

Kitabın film hakları geçtiğimiz sene What The Bleep Do We Know? isimli belgesel filmin yapımcıları tarafından satın alınmış. Şu an yalnızca hakları satın alınmış olsa da uyarlamanın 2009 yılında gösterime girmesi planlanıyor.

 

Daha Fazla ve Değişik Bilgi İçin

 

Emre Taşkıran



Biyografi: Marshall Rogers
Mart 29, 2007, 11:38 am
Kategori: Yazarlar / Çizerler

Marshall Rogers 

Batman çizgiromanlarındaki çalışmalarından dolayı övgü toplayan çizer Marshall Rogers’ın 57 yaşında hayata veda ettiği açıklandı.

22 Ocak 1950′de doğan Rogers çizgiroman sektöründe çalışmaya başlamadan önce Kent State Üniversitesi’nde mimarlık eğitimi aldı. Çizgiromandaki ilk çalışmaları Marvel Comics’in siyah-beyaz dergilerinde oldu. 1976 yılında Detective Comics serisindeki bir ara hikayede yeralan çizimleri onun yayınlanan ilk çizgiroman çizimleri oldu.

Rogers hızla Detective Comics serisinde ana hikayelerin çizerliğine yükseldi, yazar Steve Englehart ve çinici Terry Austin ile düzenli olarak çalışmaktaydı. Bu üçlü epey övgü alan Joker Fish adlı hikayeyi birlikte yaptı ve bu hikayede mafya babası Rupert Thorne ve sevgilisi Silver St. Cloud ilk defa gözüktüler. Rogers bu seri ile eş zamanlı olarak Mister Miracle serisinde de çizerlik yaptı. Detective Comics serisindeki çizerlik çalışması bittikten sonra da sık sık Batman çizgiromanlarına geri döndü. Secret Origins adlı hikayede Kara Şövalye’nin başlangıcına yeni bir bakış açısı getirdi.

Eclipse Comics için çalışmaya başladıktan sonra Coyote, Scorpio çizgiromanları ile Detectives Inc. grafik romanında çizerlik yaptı, Cap’n Quick and A Foozle çizgiromanını yarattı.

1980′lerin ortalarında Marvel Comics’de çalışmaktaydı. Doctor Strange, G.I.Joe ve Howard the Duck serilerindeki çizimlerinin yanısıra Silver Surfer serisinin de uzun bir süre düzenli çizeri idi. 80′lerin sonlarında gazetedeki günlük Batman stripin çizerliğini yaptı.

Yakın tarihte Green Lantern: Evil’s Might adlı mini-serinin çizimlerini yaptı, ardından beş sayılık bir hikayeyi Batman: Legends of the Dark Knight serisi için çizerek bir kere daha Batman’e dönmüş oldu. 2005′te yazar Steve Englehart ve çinici Terry Austin ile yıllardan sonra yeniden biraraya gelerek 1970′li yıllarda Detective Comics serisindeki çalışmalarının devamı niteliğindeki Batman: Dark Detective adlı mini-seriyi yaptılar.

Hakan BUHURCU



Noble Causes - Yildiray Çinar
Mart 16, 2007, 5:48 pm
Kategori: Comics - Image / Top Cow, Yazarlar / Çizerler

Merhaba, Yıldıray Çınar‘ın Image Comics damgasıyla Noble Causes adında bir seriye çizerlik yaptığından bahsetmiştik. Yıldıray sağolsun sıksık yani çizdiği şeyler net’te yayınlayarak biz çizgi roman meraklılarını gün ve gün bilgilendiriyor…

Unutmadan bir hatırlatma Ron Riley Yıldıray’ın çizimlerini renklendirdi.

Aşağıdaki linklerde bahsettiğim öz izlemeleri görebilirsiniz…

Noble Causes 29 page 6

Noble Causes 29 Cover

Noble Causes 28 page15

Noble Causes 28 page 8

Noble Causes 28 page 6

Noble Causes 27 page 17

Noble causes 27 page 14

Noble Causes 27 page 13

Noble Causes 27 Page 11

Noble Causes 27 page 5

Noble Causes 27 Page 4

Noble Causes 27 Page 4 Siyah Beyaz

Noble Causes 27 Page 3

Noble Causes 27 Page 3 Siyah Beyaz

Noble Causes 27 Page 2

Noble Causes 27 Page 2 Siyah Beyaz

Noble Causes 27 page 1

Noble Causes 27 Cover

Yıldıray’ın Noble Causes‘ını alabileceğiniz Online Satış yerler;

Demolitioncomics.com

Things From Another World

Silver Bullet Comics.com

S.Ozan SARI



Biyografi: Frank Miller
Mart 15, 2007, 8:41 pm
Kategori: Yazarlar / Çizerler

Frank Miller Frank Miller

Frank Miller 27 Ocak 1957′de Olney, Maryland’de doğdu. Çocukluğu Montpelier, Vermont’da geçti. Küçük yaşta bir çizgiroman fanatiği olmuştu.Ergenliğinin ilk dönemlerine geldiğinde Miller çizgiroman okumayı bırakmış, kendini gerçek dünyaya daha fazla adapte etmişti. Gençliği çok sayıda kitap okuyarak (özellikle gerilim romanları) ve film izleyerek geçti. Bu filmler onun gelecekte yaratacağı çizgiromanları epey etkileyecekti.

Miller önceleri bir çizer değildi, bu yeteneğini ancak uzun süren bir çalışma döneminin sonunda geliştirebildi. Miller’ın başlıca özelliği daima işin yazarlık kısmı olmuştu.

Kariyerinin ilk dönemi inişli çıkışlı ve epey zorlu idi. Kalacak hiçbir yeri yoktu, bir orada bir burada kalıyor, bazen günlerce doğru dürüst yemek yemediği bile oluyordu. Basılan ilk çalışması 1978 yılında Gold Key Comics için yaptığı Twilight Zone oldu. Bunu DC Comics için yaptığı bazı kara kalem çalışmaları ve Marvel’daki ilk işi olan John Carter: Warlord of Mars #18. sayı izledi. Miller’ın düzenli çalışmaya başladığı ilk yer Marvel oldu, burada farklı serilerde macera aralarındaki bir-iki sayılık kısa geçiş hikayeleri ve kapak çizeri olarak çalıştı. Bu işlerinden birisi Spectacular Spider-Man #27-28. sayıları çizmek oldu, bu sayılardaki hikayede Daredevil bir yan karakter olarak gözüküyordu. O zamanlarda Daredevil kendi serisinin zayıf bir satışı olan (zaten iki ayda bir yayınlanmakta idi) epey geri plandaki bir karakterdi, ne var ki Miller karakterde beğendiği birşeyler buldu ve o dönem ki Marvel Baş Editörü Jim Shooter’a Daredevil’ın serisinde çalışıp çalışamayacağını sordu. Shooter bu teklifi kabul etti ve Miller’ı Daredevil serisinin sürekli çizeri yaptı.

Miller’ın bu serideki ilk çalışması Daredevil #158. sayı oldu, Roger McKenzie tarafından yazılıp devam etmekte olan bir maceranın son sayısı idi. Klasik çizgiroman stiline bağlı kalması istense de Miller bu sayıdaki çizimlerine kendi film noir stilini yansıttı ve bu başarılı oldu. Miller bu sayıdan sonra Marvel’ın en hızlı yükselen yıldızlarından biri oldu, aynı zamanda serideki hikayeleri McKenzie ile birlikte hazırlamaya başladı. Miller’ın çizimleri aşırı detaylı olsa da film noir atmosferini daima sürdürdü. Neal Adams’dan ilham alarak saatlerce skeç çalışmaları yapıp New York çatılarını çizdi ve böylece çizgiromanına o dönemde süper-kahraman çizgiromanlarında pek gözükmeyen gerçekçi bir görüntü sağladı. Miller öylesine başarılı olmuştu ki iki ayda bir yayınlanan Daredevil serisi aylık bir seriye dönüştürülmüştü. 1981 yılında yayınlanan Daredevil #168. sayıdan itibaren Miller seriyi hem çizer hem de yazar olarak tamamı ile sahiplenmişti, çinilemeyi ise Klaus Janson üstlenmişti. Miller’ın yazarlığı da devraldığı bu sayı Elektra‘nın ilk defa ortaya çıktığı sayı idi, bu karakter ilerleyen yıllarda başlıbaşına bir yıldıza dönüşecekti.

Ağırlıklı olarak Japon mangalarından esinlenen Miller çizgiromanına giderek daha karanlık bir ton ve daha ciddi hikayeler adapte etmeye başladı. Bu atmosfer Daredevil #181. sayıda suikastçi Bullseye’ın Elektra’yı öldürmesi ile zirveye taşınmıştı. O dönemlerde çizgiromanlarda yan karakterlerin ölümü alışılageldik bir şey olsa da Elektra gibi önemli bir baş karakterin ölümü kesinlikle sıradışı bir olaydı. Miller süregelen birkaç sayı boyunca Elektra’yı ölü olarak bırakmakta kararlı olduğunu gösterdi, fakat gene de onun yazarlığı sırasında bu karakter dirilerek geri döndü. Miller bu serideki çalışmasını Daredevil #191. sayı ile sona erdirdi. Bu seride çalıştığı süre boyunca ikinci sınıf bir Marvel karakterini firmanın en popüler ve en çok satan karakterlerinden biri haline getirmişti. Sektörün en iyi yaratıcılarından birine dönşen Miller’a olan talep epey fazlaydı.

1982 yılında hala Daredevil’da çalışmakta iken Miller ve yazar Chris Claremont epey popüler X-Men serisinden ayrı dört sayılık bir Wolverine mini-serisi hazırladılar. Miller bu seride Wolverine’in karakter konseptini geliştirerek mangalardan esinlendiği sanatını daha fazla yansıttı. Seri büyük bir başarı oldu ve Miller’ın büyük bir yetenek olarak yerini sağlamlaştırdı. Ayrıca Miller gene bu dönemlerde DC Comics’in yılbaşına özel hazırladığı Batman Christmas hikayesini çizecek vakit de bulmuştu, bu olay onun adının aynı Daredevil ile olduğu gibi sıkça işitileceği başka bir karakterle olan ilk buluşması idi.

Daredevil’dan ayrıldıktan sonra dört sayılık bir mini-seri olan The Elektra Saga (çoğunlukla Daredevil’da yayınlanmış çalışmasına dayanan, Elektra’nın yaşamı ve ölümü hakkındaki bir hikaye idi) ve ilk defa yaratıcısı olarak tüm haklarına sahip olduğu çizgiromanı Ronin‘i hazırladı. Altı sayılık bir mini-seri olan Ronin 1983-1984 yıllarında DC Comics tarafından yayınlandı. Ronin ile Miller sadece çizim tekniğini ve hikaye anlatım tarzını geliştirmek ile kalmadı, aynı zamanda yaratıcıların çizgiroman üzerindeki haklarına olan bakış açısının değişmesi ve yeni formattaki çizgiromanların geniş kitlelerce rağbet görebileceğini gösterdi. Ronin onun mangalardan en çok esinlenerek yaptığı çalışması idi, temelde bir manga kültü olan Lone Wolf and Cub serisinden esin almıştı. 1985 yılı Miller için sessiz geçti, o yıl yayınlanan tek çalışması High Plains Drifter filminden esinlenerek yaptığı tek sayıdan ibaret olan Daredevil #219 oldu. 1986 yılı çok farklı olacak ve yaratıcılığının doruğuna ulaşarak sektörün en eski karakterlerini yeniden tanımlayacaktı.

Miller’ın eşi Lynn Varley ile birlikte çalıştığı ilk çizgiroman Ronin olmuştu. Takip eden yıllar boyunca çalışmalarının büyük bölümünde renklendirmeleri eşi Varley yaptı.

DC Comics 1986 yılında Batman: The Dark Knight Returns‘ün (kısaca DKR) ilk sayısını yayınladı, bu dört sayılık mini-seri yeni prestij formatta basılmıştı. Yazar ve çizer Frank Miller, renklendirme Lynn Varley, çinici ise Klaus Johnson idi. Hikaye Robin’in ölümünün ardından emekliye ayrılan Batman’in şiddet ve suçun iyice artarak kontrolden çıktığı yakın gelecekte suç ile savaşa geri dönüşünü anlatıyordu. Batman için muhtemel bir final olabilecek hikayede Miller epey sert bir Kara Şövalye portresi ortaya çıkarmıştı. Bu serinin okurlardan aldığı karşılığın daha önce eşi benzeri görülmemişti. Alan Moore‘un Watchmen‘i ile aynı yıl yayınlanması gerek eski gerekse yeni okurlara “yetişkinlere daha fazla hitap eden” bir hikaye anlatımı sunmuştu. Basında da büyük bir tanıtımı yapılan bu seri ile Miller sadece Batman çizgiromanlarını yeniden tanımlamak ile kalmamış, aynı zamanda karakterin üzerinde 1960′lı yıllardaki televizyon dizisinden kalma komik imajını da kaldırmıştı.

DKR çizgiroman sektöründe derin etkiler bıraktı, çizgiromanlarda daha karanlık, daha “gerçekçi” karakterlerin gözükeceği yeni bir akım başlattı. DKR ile Batman: Killing Joke (bunun da yazarı Alan Moore idi) Tim Burton’ın 1989 yılındaki Batman filmine epey ilham kaynağı olmuşlardı. DKR’ün cildi DC’nin çok satanlarından biri oldu ve ilk yayınından 20 yıl sonrasında bile basılmaya devam etti. Tüm bunlara ek olarak bu çizgiroman DC’nin en çok tanınan iki süper-kahramanı Batman ve Superman arasındaki sıkı dostluğun başlamasına ön ayak oldu.

Gene 1986′da Daredevil’a geri dönen Miller çizer David Mazzucchelli ile birlikte aynı DKR’deki gibi ana karakteri yeniden tanımlayan bir hikaye ortaya çıkardı. Daredevil: Born Again adlı hikayede Daredevil’ın Katolik geçmişi ve baş düşmanı Kingpin tarafından Matt Murdock’ın gizli kimliğinin yokolarak yeniden doğuşu anlatılıyordu (aslında Born Again hikayesi DKR’den birkaç ay önce, 1985′in sonlarında yayınlanmaya başlamıştı).

Miller ve çizer Bill Sienkiewicz’in Daredevil: Love and War adlı grafik romanı 1986 yılında yayınlandı. Miller’ın Daredevil serisindeki ilk çalışmaları ile Born Again arasında köprü oluşturarak Kingpin’in Daredevil’e olan bakış açısının değişimini konu almaktaydı. Bunun ardından Miller ve Sienkiewicz birlikte Epic Comics için sekiz sayılık bir mini-seri olan Elektra: Assassin çizgiromanını ortaya çıkardılar. Marvel evrenindeki devamlılığın dışında gelişen çizgiroman cyborgları ve ninjaları içeren vahşi bir hikaye anlatırken Elektra’nın geçmişini de geliştirmekte idi. İki eser de çok iyi tepkiler aldılar, Elektra: Assassin cesur hikaye anlatımı ile epey övgü topladı, fakat her ikisi de DKR ve Born Again’in yarattığı etkilerin gerisinde kaldılar.

Miller’ın bu dönemdeki son hikayesi 1987 yılında Batman #404-407. sayılarda oldu, gene Mazzucchelli ile birlikte çalışmıştı. Hikayenin adı Batman: Year One idi, bu Batman’in kökeninin Miller versiyonunu içermekteydi ve pek çok detay yeniden oluşturulup değiştirilerek DKR ile devamlılığı sağlamıştı. Büyük bir popülariteye kavuşan bu hikaye Miller’ın daha önce ki eserleri kadar etki bırakıcı idi ve ilk defa cilt olarak yayınlandığı 1988 yılından bu yana sürekli basımda kalarak DC’nin en çok satan ciltlerinden biri oldu.

Miller aynı zamanda First Comics için Kazuo Koike‘nin İngilizce basımlarının ilk 12 sayısının ve Goseki Kojima’nın Lone Wold and Cub‘ının kapaklarını çizdi. Bu durum Japon mangalarının batılı okurlar tarafından da okunarak geniş çapta yayılmasını sağladı.

Bu süre boyunca Miller (ayrıca beraberinde Marv Wolfman, Alan Moore ve Howard Chaykin) DC Comics ile çizgiromanlardaki kategorilendirme sistemi üzerinde anlaşmazlığa düşmüşlerdi. Sansürcülük olarak gördüğü dayatmaları yüzünden DC için başka bir iş yapmayı reddeden Miller gelecekteki tüm projelerini bağımsız bir yayımcı olan Dark Horse Comics’e götürdü. O andan itibaren Miller çizgiroman yaratıcılarının haklarının savunulmasını ve çizgiromanlardaki sansürcülüğe karşı çıkanları destekleyen ana isimlerden biri oldu.

DC’den ayrıldıktan sonra Miller çalışmalarını sadece Dark Horse’da yayınlamaya karar vermişti, ne var ki Epic Comics için son bir çalışma yaptı. Elektra Lives Again adlı grafik roman tamamı Miller tarafından yazılıp çizilmiş ve renklendirmeleri ise uzun süredir eşi ve çalışma arkadaşı olan Lynn Varley tarafından yapılmıştı. Elektra’nın dirilişi ve Daredevil’ın onu bulma çabalarını anlatan hikaye Miller’ın sanatındaki yeni stilin ilk örneği olmasının yanısıra onun yeni hikaye anlatım tekniklerini denemesindeki cesaretini de ortaya koymakta idi.

1990 yılında çizer Geoff Darrow ile birlikte Hard Boiled‘da çalıştı, üç sayılık mini-seride sayılar arasında ertelemelerden doğan uzun yayın boşlukları oluştu. Şiddet ve göndermeler ile dolu bu çizgiromanda Darrow’un aşırı detaylı çizimleri ve Miller’ın hikayesi övgü topladı. Miller aynı zamanda çizer Dave Gibbons ile birlikte Give Me Liberty adlı dört sayılık bir mini-seriyi Dark Horse’da yayınladı. Aksiyon ve politik göndermelerin karışımı bir başka çizgiroman olan bu çalışma Miller’ın “yetişkin” çizgiromanların yazarı olarak imajını sağlamlaştırdı. Give Me Liberty’nin hikayenin devamına yönelik çeşitli serileri ve özel sayıları yayınlandı, bunların hepsi Miller tarafından yazıldı ve Gibbons tarafından çizildi.

Miller aynı zamanda Robocop 2 ve Robocop 3 filmlerinin senaryolarını yazdı. Her ikisi de kritikler tarafından iyi karşılanmadı. Robocop 3′ün ardından Miller asla Hollywood’un çizgiromanlarının film uyarlamalarını yapmasına izin vermeyeceğini açıkladı, stüdyonun senaryosu üzerinde sürekli yapıp durduğu değişikliklerden ve müdahalelerden çok sıkılmıştı. 2003 yılında Miller’ın Robocop 2 için yazmış olduğu senaryo Steven Grant tarafından uyarlanarak günümüzde Robocop çizgiromanlarının telifini elinde tutan Avatar Press’den yayınlandı. Juan Jose Ryp tarafından çizilen seri Frank Miller’s Robocop adı ile yayınlandı, Robocop 2 ve Robocop 3 filmlerinin konusundaki temel öğeleri içermekteydi.

Daredevil: The Man Without Fear adlı mini-seri Marvel Comics tarafından 1993 yılında yayınlandı. Miller ve çizer John Romita Jr. Bu hikayede Daredevil’ın köken hikayesini yenileyerek anlattılar, aynı Miller’ın daha önce Batman: Year One ile yapmış olduğu gibi. Miller ayrıca Image Comics için Todd McFarlane’in Spawn serisinin bir sayısı ile Spawn/Batman crossover’ının yazarlığını yaptı.

1991 yılında Miller ilk Sin City hikayesi için çalışmaya başlamıştı. Bu hikaye Dark Horse Presents serisinin 51-62. sayılarında yayınlandı. Bu Miller’ın tamamı ile solo ilk çalışması idi, kendi yazmış kendi çizmiş ve film noir kökenlerine uyum sağlaması için tamamen siyah-beyaz hazırlamıştı. Bu hikaye de beraberinde bir başka başarıyı getirince hikaye cilt olarak basıldı. Sin City’nin bu ilk hikayesini içeren cilt 2005 yılında The Hard Goodbye adı ile yeniden basıldı. Sin City 90’lı yıllar boyunca Miller’ın ana projesi olarak kaldı, Miller çok sevdiği film noir tarzını sürdürerek yeni Sin City hikayeleri yarattıkça “suç çizgiromanları” türünün de yeniden popüler olmasına yardımcı oldu. Miller için Sin City sanatsal tarzını geliştirmesinde çok önemli olmuş ve bir kere daha eserlerini alışılageldik çizgiroman okurları dışındaki kitlelere de beğendirmeyi başarmıştı.

1995 yılında Miller ve Darrow tekrar biraraya gelerek Godzilla filmleri, Astro Boy ve II. Dünya Savaşı ile ilgili milliyetçi Amerikan filmlerine göndermeler ile dolu olan Big Guy and Rusty the Robot Boy adlı çizgiromanı ortaya çıkardılar. Bu çizgiroman iki bölümlük bir seri olarak Dark Horse Comics tarafından yayınlandı, 1999 yılında ise Fox Kids’de yayınlanan bir animasyon serisi yapıldı.

Miller’ın eşi Lynn Varley ile birlikte Theymopylae Savaşı’ndan esinlenerek ortaya çıkardıkları 300 adlı çizgiroman Dark Horse tarafından 1998 yılında beş sayılık bir seri olarak yayınlandı. Spartalıların Pers ordusuna karşı savunmasının anlatıldığı bu çizgiromanda Miller gene Sin City’deki çizim stilini devam ettirmekte idi, tabii ki bu sefer çizimlere renklendirmenin eklenmiş olması farkı hemen belli ediyordu. Her sayfası iki sayfa ebadındaki bir formatta çizilen eserin cilt formatı standart bir çizgiromanın iki katı boyutunda idi. Bu çizgiroman 1999 yılındaki Eisner Awards’da “En İyi Mini-Seri”, “En İyi Yazar/Çizer” ve “En İyi Renklendirme” ödüllerinin sahibi oldu. 1999 yılında ilk defa 300 cilt formatında basıldı.

Miller yeni bin yıla Batman: The Dark Knight Returns’ün uzun süredir beklenen devamını yaparak başladı. DC Comics ile geçmiş yıllarda aralarında doğan ayrılıkları bir kenara bırakan Miller’ın ortaya çıkardığı devam bölümünün adı Batman: The Dark Knight Strikes Again oldu ve üç bölüm halinde yayınlandı. Satışları mükemmel olsa da çizgiroman okurlarının tepkileri ikiye bölündü. Miller ve Varley çizimlerin fazlası ile basit olduğu ve Photoshop renklendirmelerinin rahatsız edici derecede fazla belirgin olduğu yönünde eleştirildiler. The Comics Journal dergisi Miller’ın çizimlerinde Bill Sienkiewicz’e özendiği fakat başarısız olduğu yorumunu yaptı. Bazıları ise bunu Miller’ın kariyerinin ilerlemiş dönemleri için cesurca bir adım olarak görüp Miller’ın çizer yönünü geliştirmek için yapmış olduğu yorumunu getirdiler.

Miller’ın çizgiromanlarının sinema uyarlamalarının yapılması konusuna olumlu bakmaması yönetmen Robert Rodriguez’in onun Sin City kısa hikayelerinin birinden oluşan bir film yapması ile değişti. Rodriguez bu kısa filmi gösterdiğinde Miller sonuçtan öylesine memnun kalmıştı ki uzun metrajlı bir film yapmayı kabul etti. Storyboard olarak Miller’ın çizgiromanının kullanıldığı film ABD’de 1 Nisan 2005 tarihinde gösterime girdi. Miller ve Rodriguez filmde ortak yönetmenler olarak gözüküyorlardı, bu konuda Rodriguez ısrar etmişti. Amerikan Yönetmenler Birliği kendilerinde üye olarak kayıtları bulunmayan Miller’ın adının filmin jeneriklerinde yönetmen olarak geçmesine izin vermeyince Rodriguez bu kuruma olan üyeliğini iptal etti. Filmin elde ettiği büyük başarı Miller’a ve Sin City’e karşı yeni bir ilginin oluşmasını sağladı. Miller ve Rodriguez ortak yönetmenliğinde ilk filmde anlatılmayan diğer Sin City hikayelerini temel alacak olan devam filmi de çekilecek. Ayrıca Miller 90’lardan beri hazırladığı yeni bir Sin City hikayesi üzerinde de çalışmakta.

2005 yılında Miller yeniden Batman hikayesi yazmaya geri döndü. Normal DC evreninin dışında geçen bir alternatif hikaye olan All Star Batman and Robin adlı seride çizer Jim Lee ile birlikte çalıştı. Seri kritikler ve okurlar tarafından epey sert olumsuz tepkiler ile karşılandı, bu tepkiler hikayenin ve diyalogların kötü olduğu yönünde idi. Bazı Miller hayranları ise hikaye cilt formatında toplandığında daha iyi bir hale geleceği yorumunda bulundular. Serinin sayıları arasındaki uzun aralar okurlardan epey tepki çekmekte iken bu seri hala tamamlanmış bir durumda değil.

Gene 2005 yılında Miller yıllar boyunca çizgiromanlarının renklendirmelerini gerçekleştiren eşi Lynn Varley’den boşandı.

2006 yılında Miller yeni Batman çizgiromanının adının “Holly Terror, Batman!” olacağını ve hikayede Batman’in Gotham City’i gerçek hayattaki bir terörist örgüt olan Al-Qaeda’ya karşı savunacağını açıkladı.

2006 yılındaki San Diego Comic-Con’da Miller’ın Will Eisner’ın bir klasik haline gelmiş çizgiromanı The Spirit’in sinema uyarlamasını yöneteceği duyuruldu.

Hakan BUHURCU



Ninja Kaplumbağalar fenomeninin yaraticilari: Kevin Eastman & Peter Laird
Mart 14, 2007, 4:36 pm
Kategori: Yazarlar / Çizerler

 TMNT 1984'te ilk basılan sayı TMNT

Teenage Mutant Ninja Turtles’ın yaratılışından bu yana geçen yıllar boyunca Michelangelo, Leonardo, Raphael ve Donatello popüler kültürün bir parçası oldu. Ninja Kaplumbağalar’ın yaratıcıları Kevin Eastman ve Peter Laird ilk TMNT çizgiromanını ellerindeki sadece 1200$ ile 1984 yılında yayınladılar. Yoğun bir çalışma ve iyi talihin ardından kaplumbağalar bir underground hitinden dünya çapında bir fenomene dönüştü.

1983 yılında Kevin ve Peter uzun bir çalışma gününün ardından Laird’in evinde dinlenirken televizyon seyredip skeç çizimleri yapıyorlardı. “İyice kafayı bulmuştuk.” diye açıklıyor Peter, ve böylece kendilerini eğlendirmek için karikatürler çizmeye başladılar. O dönemlerde Peter bazı dergilere ilüstrasyonlar yapmakta ve kimi reklam çizimleri yaparak ufak çaplı bir başarıya ulaşmıştı, Kevin ise aşçılık yaparak boş zamanlarında çizgiroman çizimleri yapmaktaydı. Akşam saatleri ilerlemişken Kevin kollarına nunchukular bağlı iki ayaklı bir kaplumbağa çizip adına “Ninja Turtle” dedi. Bu çekici fikire hemen kapılan Peter “Neden bir Teenage Mutant Ninja Turtle olmasın?” diye sordu, böylece efsane doğmuş oldu.

Kevin ve Peter’ın ilk orjinal kaplumbağa skeçleri:

TMNT Skeç 1                     TMNT Skeç 2

Eastman ve Laird Teenage Mutant Ninja Turtle fikrini skeç defterlerinde bırakmak ile yetinmeyecek kadar çok sevdiler. Yaratıcı ikili birlikte Frank Miller’ın çok başarılı buldukları Daredevil ve Ronin serilerinin parodisi olan bir köken hikayesi hazırladılar. Yalnız olan Teenage Mutant Ninja Turtle bu köken hikayesi sırasında dört kaplumbağadan oluşan bir gruba dönüştü, onlara ninjitsu öğreten mutasyona uğramış bir fare olan Splinter adlı bir sensei’leri vardı. Kevin ve Peter her kaplumbağa için farklı kostümler denediler, fakat çizerler sonunda her kaplumbağa için aynı olacak tek bir kıyafete indirgediler. Her Ninja Kaplumbağa bir Rönesans ressamının adını aldı. “Tüm Japon dövüş tekniklerini aldık, fakat adlarını da Japonlaştırmak istemedik çünkü Amerikan okurlar için çok tuhaf geleceğini düşündük.” diye açıklıyor Kevin. “Böylece tamamen zıt yöne giderek onlara Avrupalı adları verdik. İkimiz de sanat tarihi eğitimi almıştık, bu yüzden Raphael, Donatello, Leonardo ve Michelangelo adlarını seçtik.”

O günlerde ne Kevin’ın ne de Peter’ın adların yazılışını kontrol edebilecekleri bir bilgisayarları olmadığından Michelangelo adı “Michaelangelo” olarak yanlış yazıldı. Neyse ki herkes yanlışlıkla eklenen “a” harfine rağmen olayı anlamıştı. Mirage firması 2003 yılında kaplumbağalar serisini yeniden başlattığında Peter bu hatayı düzeltmeye karar verdi ve Mikey’nin adı o günden beri doğru yazılarak “Michelangelo” olarak geçti. Ne de olsa bir hatayı düzeltmek için asla geç değildir.

Hikaye yazıldıktan sonra Kevin ve Peter çizimleri yapmaya başladılar. Yaratıcı ikilinin çizim teknikleri benzer olduğundan kendi aralarındaki görev dağılımını istedikleri an değiştirebilme şansı buldular. Bazı sayfalar Kevin tarafından çizilip Peter tarafından çinilendi, bazı sayfalar ise Peter tarafından çizilip Kevin tarafından çinilendi. Çizgiroman tamamlandıktan sonra bunu yayınlayacak bir yayımcı aramaya başladılar. Eserlerinin yayınlamayı kabul eden hiçbir yayımcı bulamayınca ümitsizliğe kapıldılar.

Kevin’e vergi geri ödemelerinden 500$’lık bir çek henüz yeni ulaşmıştı, böylece ikili çizgiromanı kendileri yayınlama kararı aldılar. Kevin’ın amcası Quentin Eastman’dan ekstra 700$ borç alan ikili bu parayı TMNT’nin ilk sayısının 3.000 adet siyah-beyaz kopyasını basmakta kullandı. Basımdan yeteri kadar paraları artan ikili bu miktar ile Comics Buyer’s Guide adlı popüler çizgiroman haber dergisinde bir sayfalık reklam yayınladı.

“Tüm sayıları Comics Buyer’s Guide aracılığı ile satmayı düşünmüştük.” diyor Peter. “Onun yerine dağıtımcılar bizi arayarak bizleri iskontoların muhteşem dünyası ile tanıştırdılar.”

Dağıtımcılar ikilinin ellerindeki tüm kopyaları standart %60 iskonto kesintisi ile aldılar ve bunları satış noktalarına %40-58 arası değişen iskonto kesintileri ile kapakta belirtilen fiyatın altına sattılar. Yeni bilgiler ile çizgiroman dağıtımcılarına ulaşan TMNT çizgiromanları bu sayede kolaylıkla çizgiroman dükkanlarına ulaşabildi. Dağıtımcıların çizgiromanlar üzerinde yapmış olduğu iskonto kesintilerinin iyi yanı Kevin ve Peter’ın her çizgiromanı sipariş veren yere göre paketleyip kargoya vermekten kurtarmış olmasıydı.

TMNT’nin ilk sayısı matbaaya 1 Nisan 1984′te verildi. Matbaacı işini Kevin ve Peter’ın çizgiromanı 5 Mayıs’ta New Hampshire’da olacak çizgiroman toplantısına yetiştirebilecekleri bir tarihte bitirdi. Fakat matbaacı çizgiromanı standart çizgiroman boyutunda basmamıştı. TMNT #1 büyük boyutta bir çizgiromandı.

“Matbaacıya giderken (daha önce hiç çizgiroman basmamıştı) yanımızda örnek olarak göstermek için yerel bir tv programı dergisini götürmüştük.” diyor Kevin. “Ona istediğimizin bu şekilde olduğunu, dış sayfaların renkli iç sayfaların ise siyah-beyaz olacağını tarif ettik. Ona boyuttan bahsetmek hiç aklımıza gelmemişti, matbaacı da çizgiromanımızı kendisine örnek olarak götürdüğümüz tv dergisinin boyutlarında bastı.”

Kevin ve Peter kurdukları yayım firmalarına Mirage Studios adını vermişlerdi, ortada gerçek bir stüdyo olmadığından (sadece mutfak masaları ve masalı divanlar vardı) “Mirage” (Serap) kelimesinin durumlarına fazlası ile uyduğunu düşündüler. Peter’ın gazetede çalışma deneyimi vardı, böylece hikaye özeti ve çizimleri içeren dört sayfalık bir basın tanıtımı hazırlayarak bunu 180 tv istasyonu ve radyo istasyonlarına gönderdiler. O an ki hevesleri ile gönderdikleri haber kurumları arasında Associated Press ve United Press International da bulunuyordu. Bu girişimleri onlara epey faydalı oldu, bazı yerel gazeteler Mirage Studios ve yarattıkları eserleri TMNT hakkında yazılar yayınladılar. PBS radyosu mutant kaplumbağalar hakkında beş dakikalık bir haber yayınladı ve en önemlisi de bir UPS muhabirinin kaplumbağalar hakkında yazmış olduğu haberin ulusal yayın yapan bir kurum tarafından alınarak ABD genelinde sayısız gazetede yayınlanması oldu. Bu tuhaf başlıklı çizgiromana olan ani ilgi bir anda büyük bir talep yaratarak herkesi şaşırtmış oldu. Kevin ve Peter’ı epey sevindiren bir şekilde tüm 3.000 kopya hemen satılarak tükendi. 15.000 adet olan ikinci basım ve 35.000 adet olan üçüncü basım da kısa sürede tükendi. Teenage Mutant Ninja Turtles tam gaz başlamıştı.

TMNT çizgiromanının başarısı diğer projelerin önünü açtı. Palladium Books tarafından rol yapma oyunu (RPG) üretildi, Dark Horse Miniatures de RPG oyuncuları ve kolleksiyoncular için TMNT’nin kurşun figürlerden setlerini üretti. First Comics ise orjinal serinin tamamı renkli yeni bir baskısını yayınladı. Popülaritesi arttıkça Kevin ve Peter kaplumbağa çizgiromanlarını mümkün olduğunca hızla üretmeye devam ettiler.

“Kaplumbağaları yarattığımız zaman süper-kahraman dünyasının bir parodisini yapmak ve piyasadaki kahramanvari fakat pek de eğlenceli olmayan karakterlerin iyi niyetli bir şekilde mizahını yapmak istedik.” diyor Peter. “Kaplumbağalar kendilerine has tavırları olan eğlenceli karakterler. Temelde sıradan gençler gibi düşünüp davranabiliyorlar.”

“Daima yardım eli uzatmaya istekliler, fakat sürekli de hayatın eğlenceli yanına karşı tetikteler.” diye ekliyor Kevin.

Bu fazlasıyla işe yarayan bir formül oldu.

Çizgiromanın popülaritesi arttıkça çizgiroman sektörünün dışında da ilgi çekmeye başladı. TMNT’nin ilk sayısının orjinal baskısı sadece 3.000 adet idi, TMNT telif menejeri Mark Freedman olaya dahil olduğunda ise çizgiromanın her sayısı 125.000′in üzerinde kopya satmaktaydı (bu rakam onu ABD’de bağımsız yayınlanan en başarılı çizgiroman yapmıştı). Palladium’un ürettiği TMNT RPG kitapları sayesinde kaplumbağaların rüzgarına kapılan Mark karakterlerin görüntüleri ve tavırlarına karşı büyük bir heyecan duydu. Kaplumbağaların başarısını arttırabileceğine inanan Mark hemen Peter ve Kevin ile irtibata geçti.

Pek çok dava ve sıkıntının ardından Mark TMNT’yi ufak bir oyuncak firması olan Playmates Toys ile biraraya getirdi. Playmates Toys aksiyon figür piyasasına girmeye ilgi duymaktaydı ve diğer tüm büyük oyuncak firmalarının çok riskli buldukları için es geçtikleri TMNT’ye şans vermeye razı idi. Playmates Toys eğer bir televizyon anlaşması yapılır ise TMNT oyuncaklarını basmayı kabul etti ve Mark da animasyon yapımcıları Muragi, Wolf, Swenson Inc. ile bir toplantı ayarladı. Beş bölümlük bir mini-seri hazırlandı ve yayınlandığı zaman TMNT’nin televizyon izleyicileri üzerinde de çizgiroman okurları üzerinde olduğu kadar başarılı olduğu ortaya çıktı. O andan sonra Mark’ın firması Surge Licensing önüne geçilemez bir pazarlama kampanyasına başladı.

İki yazar/çizerin kendi çabaları ile bastıkları bağımsız bir çizgiroman iken günümüzde Teenage Mutant Ninja Turtles adı dünya çapında yayımlanan çizgiromanları, animasyon serileri, sinema filmleri ve sayısız yan ürünü ile dev bir marka haline gelmiş durumda.

KEVIN EASTMAN

Kevin Eastman

Kevin Eastman 1962 yılında Portland, Maine’de doğdu. Sandra ve Kim Eastman’ın oğlu. Çocukluğu Maine’deki küçük bir kasaba olan Groville’de üç kızkardeşi Marlene, Judy ve Maryann ile geçti.

Kevin eline kalem alır almaz çizmeye başladı. Çizgiromanları keşfedince çılgınca karalamalarına bir anlam kazandırabilmeyi başardı. Kendi kendine öğrenen bir çizer olarak Jack Kirby, Russ Health ve John Severin gibi çizerlerden etkilendi, lise çağlarında ise daha sıradışı çizgileri olan Richard Corben ve Vaughn Bode onu etkilemişti.

Clay Geerdes’in Comix Wave ve Brad Foster’ın Goodies‘indeki mini çizgiromanları Kevin’ın basılan ilk çalışmaları idi. 1982 yılında Northampton, Massachusetts’e taşınan Kevin burada Peter Laird ile tanıştı. İki çizer arasındaki dostluk 1983 yılında Mirage Studios’un kurulması ve kısa süre sonra da Teenage Mutant Ninja Turtles’ın yaratılışını sağladı.

Rüyalarının kızı olarak gördüğü aktrist Julie Strain ile evli olan Kevin günümüzde birkaç yeni proje üzerinde çalışmasının yanısıra dünya çapında son derece popüler olan kült ilüstrasyon dergisi Heavy Metal‘in sahibi ve yayımcısıdır.

PETER LAIRD

Peter Laird

Peter Laird 1954 yılında North Adams, Massachusetts’de doğdu. Daha küçük yaşlarda iken çizime karşı ilgi duyuyordu, fakat lise yıllarında Jack Kirby‘nin The New Gods, The Demon başta olmak üzere çeşitli çalışmalarını ve Barry Windstor-Smith’in Conan çizimlerini gördüğünde bu ilgi büyük bir tutkuya dönüştü.

Massachusetts Üniversite’sinden mezun olduktan sonra bağımsız ilüstratör ve çizgiroman çizeri olma hevesi ile kariyere başladı. Amacını gerçekleştirmek için beş yıl boyunca bocalama ve ufak çaplı birkaç başarının ardından Laird’in hayatı bir yıl içinde iki olay ile değişti. Bunlardan ilki Kevin ile tanışması olmuştu, ardından gelecekte eşi olacak Jeannine ile tanıştı. Peter ve Jeannine birlikte Dover, New Hampshire’a taşındı, burası Kevin’ın bir aşçı olarak çalıştığı istakoz restaurantının olduğu Ogunquit, Maine’e sadece yirmi mil uzaklıkta idi.

Peter ve Kevin 1983 yazında Mirage Studios’u kurduktan sonra TMNT’yi yarattılar… ve sonrasında neler olduğunu biliyorsunuz.

Mirage Studios günümüzde Northampton, Massachusetts’de bulunuyor. Laird, yazar eşi Jeannine ve kızları (ve birkaç kedi ile köpekleri) kaplumbağalar sayesinde satın aldıkları evde yaşamaktalar. Peter kısa süre önce Jim Lawson ile birlikte Planet Racers adlı bilim-kurgu çalışmasını tamamlamış durumda. Ayrıca TMNT’de birlikte çalıştığı Dan Berger ile Gutwallow the Gingerbread Man‘i ortaya çıkardı.

Kaynak: www.ninjaturtles.com

Hakan BUHURCU



Tayyar Özkan ve Caveman
Şubat 27, 2007, 1:58 pm
Kategori: Türk Çizgiromanlari, Yazarlar / Çizerler

Caveman logo

Caveman

CAVEMAN “MAĞARA ADAMI”
TAYYAR ÖZKAN

Dünya’nın en önemli karikatüristlerinden Sergio Aragones, Tayyar Özkan ve Caveman için şöyle yazıyor, ”Yıllar önce Amerika’da Heavy Metal dergisi okurken diğer öykülerden çok farklı bir çalışma dikkatimi çekti. Bu Caveman’di. Beni çok etkiledi. Mesaj çok başarılıydı. Hikaye anlatımı açık ve net, güçlü çizimlerle bir uyum içindeydi. Tayyar
Özkan’ın çalışmaları biraz fazla mizahla şakaya dönüşebilir, biraz ciddiyetle de rahatsız edici mesajlar verebiliyordu. Tayyar’ın detaylı çalışması, ustaca taramalarla çizili öyküleri sizi çok uzak zamanlara götürüp aniden günümüze, gerçek dünyaya getirir. O yerleri, o evi, o insanları bilirsiniz.

Kitapta göreceğiniz hikayeler farklı zamanlarda yayınlanmış işlerdir. Her birine yeterince zaman vererek anlamaya çalışın. Zira Tayyar’ın çizimlerinde günümüzün toplumumuzun hükümetlerimizin ve yasalarımızın yansımalarını net bir şekilde göreceksiniz. Bildiğimiz insanlara, olmasını arzulamadığımız komşularımıza, kendimize rastlayacağız. Bazen de üzüntü ile tanık olacağız.

TAYYAR ÖZKAN

1962 doğumlu. İlk karikatürleri 1976-78 yıllarında yerel politik gazetelerde ve sendika dergilerinde yayınlandı. 1983’de Gazi Üniversitesi- Resim Bölümü Fakültesinden mezun oldu. Dönemin birkaç mizah dergisinde ve günlük gazetelerinde çizdi. 1989’da New York’a gitti. İlk yıllarda reklam ajanslarına, tanınmış tekstil ve moda firmalarına birçok çizimler yaptı. 1993’de ilk çizgi öyküsü World War 3’de yayınlandı. Aynı yıl halen zaman zaman devam eden populer çizgi öyküsü Caveman tanınmış saygın dergi Heavy Metal’de
yayın hayatına başladı. 1997’de NBM tarafından Amerika’da ilk Caveman albümü yayınlandı.

Amerika’da yayınlanmış dört Caveman albümü daha var. 1994’de Paradox/DC Comics için Joel Rose ve Amos Poe’nin yazdığı 282 sayfalık uzun öykü La Pacifica’yı çizdi. Paradox’da yayınlanan The BIG BOOK OF… serisinin her kitabında çizimleri yer aldı. Erotik kitapları BUSHWHACKED, CAVE BANG #1, #2, #3, #4, PET, FLESHPOT, LEWD MOANA ve ORIENT SEXPRESS #1, #2, #3, #4 Eros Comix tarafından yayınlandı. Ayrıca erotik çizimleri ABD’de Hustler, Screw ve İspanya’da Penthouse Comix, İtalya’da Blue, Hollanda’da Playhouse vb. birçok magazinlerde yer aldı. 1999’da Fransa’da 2L PRODUCTION’ın yayınladığı Caveman albümü tanınmış Fnac Kitabevi zinciri tarafından ayın kitabı seçildi. Daha sonra 2001 de İspanya’da, 2006’da Hollanda’da albüm olarak piyasaya çıktı. Caveman ayrıca Çin’in en büyük üçüncü günlük gazetesi Guangzhou Daily’de Çin okurlarına ulaşmıştır. Önümüzdeki yıl Caveman Çin’de yayınlanacak.

Türkiye’de Caveman Yeni Yüzyıl, Radikal , FHM ve Esquire gibi gazete ve dergilerde yayınlanmıştır.

Tayyar Özkan son yıllarda çocuklara yönelik animasyon projesi Junkidz üzerinde çalışmaktadır. 18 yıldır yaşadığı New York’daki School of Visiual Art adlı özel üniversitede bir süre çizgi roman ve desen dersleri de vermiştir.

http://www.parantez .net

S. Ozan SARI



DYNAMO 5 & NOBLE CAUSES
Şubat 25, 2007, 4:55 pm
Kategori: Comics - Image / Top Cow, Yazarlar / Çizerler

NOBLE CAUSES

Çapa Çizgiroman Grubu‘nun kurucularından ve Karabasan, İman Limited gibi yeni dönem Türk çizgiromanların yaratıcısı, Nothingface‘in çizeri Yıldıray ÇINAR, 27. sayıdan itibaren Image Comics’in Noble Causes serisini çiziyor.

Kapak

Aşağıdaki linklerde Yıldıray’ın çizdiği Noble Causes‘nin ön izleme sayfalarını görebilirsiniz.

Türkçe açıklamalı ön izleme - İngilizce ön izleme

Seriyi Jay Faerber yazıyor ve Yıldıray oldukça başarılı bir iş çıkarmış..

NOBLE CAUSES (Asil Amaçlar) #27
Yazan: JAY FAERBER
Çizen: YILDIRAY CINAR
Kapak: KHARY RANDOLPH
32 Sayfa - FC- $3.50

Yazar Seri hakkinda “Noble Causes” tüm üyeleri dünyaca meşhur, ancak hayranları tarafından sanıldıkları kadar düzgün olmayan bir süper kahramanlar ailesi, Noble’lar hakkında. Kelimenin tam anlamıyla bir süper-kahraman pembe dizisi denebilir.” demiş….

Bir aksilik olmazsa bu Çarşamba yani 28 Şubat 2007 günü online satışa sunuluyor… Lütfen destek olalım :)

DYNAMO 5

Başka bir Çapa Çizgiroman Grubu‘nun kurucularından ve çizgi roman artistimiz Kopuş yazarı ve çizeri, Pırılkız, Çalıkuşu, Melek gibi karakterlerin çizeri Mahmud A. Asrar‘da Image Comics’den Dynamo 5 adında bir seriyi resimledi. İlk üç sayı bitmiş durumda ve şu anda dörtüncü sayısı üzerinde çalışıyor.

Kapak

DYNAMO 5 #1
Yazan: JAY FAERBER
Çizen: MAHMUD A: ASRAR
Kapak:
MAHMUD A: ASRAR
32 Sayfa - FC- $3.50

Türkçe açıklamalı ön izleme - İngilizce ön izleme

Yazar Jay Faerber seri için “…yakın zaman önce ölmüş olan süper kahraman Kaptan Dynamo’nun gayrimeşru çocukları olduklarını yeni keşfeden beş yabancı hakkında. Kaptan Dynamo’nun dul eşi, Tower City’yi Kaptan’ın düşmanlarından korumaları için onları bir araya getiriyor. ” diyor

Bu seride bu Çarşamba yani 28 Şubat 2007 günü online satışa sunuluyor…

S. Ozan SARI



Nice yillara Stan!
Aralık 28, 2006, 12:48 pm
Kategori: Yazarlar / Çizerler

stanlee1

28 Aralık 1922 doğumlu Stan Lee bugün itibariyle 84 yaşına basmış durumda. Çizgiroman dünyasının bu efsane şahsiyetinin biz de buradan doğum günün kutluyor ve “Daha nice yıllara!” diyoruz.

stanlee2stanlee3



Biyografi: DARWYN COOKE
Aralık 24, 2006, 11:52 am
Kategori: Yazarlar / Çizerler

Cooke

Eisner, Harvey ve Shuster ödülleri alan çizgi roman yazarı, çizer, animatör Darwyn Cooke; 1962, Toronto, Kanada doğumlu. Profesyonel çizer olarak ilk çalışması 1985 yılında yayımlanan New Talent Showcase 19′un ardından ekonomik sıkıntıları nedeniyle çizgi roman çizmeyi bırakıp Kanada’daki yayıncılar için grafikerlik ve prodüksyon dizaynırlığı yaptı. 1990 yılından itibaren Bruce Timm’le beraber Warner Bros’un Emmy ödüllü animasyonu serisi Batman: Animated Series’in ve Superman: Animated Series’in storyboard’larını çizdi. Batman Beyond animasyon serisinin konsept çizimlerini yaptı. Animasyon serilerin getirdiği başarı DC Comics gibi büyük yayınevlerinin, Cooke’un projelerine daha sıcak bakmasına sebep olmuş. 2000 yılında Batman: Ego adlı grafik albümü yayınlandı. Ardından Marvel Comics için yazar Peter Milligan’la beraber 2 sayılık mini seri Wolverine / Doop’u ve X - Force 124. sayıyı hazırladı. Yine Marvel için Rawhide Kid, X -Static, Marvel Douple Shot serilerini çizdi. Stan Lee‘nin DC karakterlerini kendi persfektifinden yorumladığı Just Imagine serisine katkıda bulundu (Just Imagine Catwoman).  Sevgililer günü özel sayısı olan Spider-man Tangled Web 21. sayıyı yazdı. Yazar Ed Brubaker’la Catwoman karakterine farklı bir vizyon getirdikleri “Selina’s Big Score” ve Detective Comics dergisinde yayınlanan 4 sayılık kedi kadın macerası “Trail of the Catwoman”la dikkatleri tekrar üzerine çeken Cooke’un asıl ses getiren çalışması DC’nin Altın Çağ karakterlerini şiirsel bir dille yorumladığı 6 sayılık New Frontier serisi oldu. 1950′lerin politik ortamının da eleştirildiği New Frontier’la en iyi mini seri kategorisinde Eisner ödülü aldı. 2006 yılında bu serinin Stan Berkowitz ve yapımcı Bruce Timm tarafından animasyona uyarlancağı duyuruldu.

Darwyn Cooke, şu aralar (ilk sayısı Aralık 2006′ta çıktı) Will Eisner’ın efsanevi kahramanı The Spirit’in yeni başlıyan serisinin yazarlığını ve çizerliğini üstlenmiş durumda.

frontier1

Erdem DENİZLİOĞLU



Green Lantern’in yaraticisi: Martin Nodell
Aralık 11, 2006, 11:17 am
Kategori: Yazarlar / Çizerler

nodell1 nodell2

DC Comics’in en ünlü karakterlerinden Green Lantern’in yaratıcısı Martin Nodell 9 Aralık’ta 91 yaşında hayata veda etti.

15 Kasım 1915 tarihinde Philadelphia’da doğan Nodell çizim eğitimini önce Chicago Sanat Enstitüsü’nde, daha sonra ise Pratt Enstitüsü’nde aldı. 1938 yılında New York’ta serbest çizer olarak çalışmaya başladı. Bazı çizgiroman firmaları için çizimler yaptı, bunlardan kimisi az para veriyor kimisi ise hiç vermiyordu. Ufak firmalar için küçük işler yapmaktan sıkılan Nodell şansını büyük firmalarda denemeye karar verdi. Dönemin en büyük çizgiroman yayımcısı DC Comics’in yöneticileri ile görüştü, fakat ona tüm çizer kadrolarının dolu olduğu açıklanarak Sheldon Mayer’ın editörü olduğu daha ufak çaptaki All American’da bir iş bulabileceği belirtildi.

Mayer ona ufak işler verdi. Nodell daha büyük işler yapmaya hazır olduğunu belittiğinde Mayer ona All American Comics’in ikonu olacak bir karakter hazırlayarak gelmesini söyledi. Nodell birkaç gün sonra elinde skeçler ve stripler ile geldi, bu çalışmalardaki karakterin adı ise Green Lantern idi. Bu fikrin metroda giderken elinde bir “yeşil fener” (green lantern) sallamakta olan bir adam gördüğünde aklına geldiğini açıkladı. Nodell aynı zamanda ilk hikayenin birkaç sayfasını da yazıp çizdiğini söyledi, fakat o bir yazar olmadığından editör Mayer dönemin en iyi çizgiroman yazarlarından Bill Finger’ı işe getirerek ilk hikayeyi yeniden yazıp tamamlamak ile görevlendirdi. 1940 yılının Temmuz ayında yayınlanan All American Comics 16. sayısında Green Lantern ilk kez okurlar ile buluştu.

lantern

Aladdin efsanesinden esinlenen karakter hemen çok popüler olarak firmanın diğer süperstar karakterleri The Flash ve Wonder Woman ile birlikte kısa süre içinde kendi adını taşıyan serisine kavuştu. Nodell ve Finger bu seride yedi yıl boyunca birlikte çalıştılar.

Martin Nodell ilerleyen yıllarda Captain America, the Human Torch ve Sub-Mariner serilerinde de çizerlik yaptı. Çizgiroman sektöründen emekli olduktan sonra reklamcılık işi yapan Nodell 1981 yılında yeniden çizgiromanlara geri döndü. Nodell o zamandan bu yana çizgiroman toplantılarında boy göstermekteydi.

Hakan BUHURCU



GEORGE PEREZ
Kasım 30, 2006, 7:20 pm
Kategori: Yazarlar / Çizerler

perez

Seksenli yılları neden daha çok seviyorum acaba ? The Smiths , The Jesus and Mary Chain , kaliteli çizgi romanlar … Liste uzar gider ama ortalarda göreceğiniz bir isim var , unutulmaması gereken ; George Perez. Amerikan çizgi romanının her anlamda zirvede olduğu dönemlerde , John Bryne ile birlikte , ” Süper Star ” diye anılan Perez , kendinden sonra gelecek çoğu sanatçıyı etkilemiş , damağımızda leziz tadlar bırakmıştır.

1954 yılında , uzak bir gezegenden dünyamıza yollanan Perez , süper güçlerini Sons Of Tiger ile Marvel vasıtasıyla göstermiş , yaratıcılığını kanıtlarcasına White Tiger karakterinin oluşumunda aktif rol oynamıştır. Dinamik çizgileri , Jack Kirby kıvamına eklediği gerçekci anatomi unsurları ile hemen dikkat çeken Perez , The Avengers gibi köklü bir seride devam etti yoluna. The Avengers ‘ dan sonra , Fantastic Four ‘ a transfer oldu. Serinin yazarı Mark Wolfman ile harika bir sinerji yakalayan Perez , Wolfman ile birlikte , Dc Comics ‘ e geçti ve kariyerinin altın çağları başladı…

Justice League Of America serisi , Perez’in Dc Comics yolculuğunun starttı idi sadece. ” Bize X-Men kadar dinamik bir seri yaratın ” diye emir alan Wolfman - Perez ikilisi , yeni bir takım yaratmak yerine , DCU ‘ da yer alan genç kahramanların ekibi ” Teen Titans ” ’sı diriltti. Ne de iyi yaptı hani. Dinamik , detaylara önem veren , samimi bir seriydi ” Teen Titans ” . Takım içi hesaplaşmalar , güçlü düşmanlar , büyüme sancıları , kaybetme - kazanma dövünümleri içinde harika bir tempo tutturan dergi , türünün en iyilerinden. Eğer bugün Teen Titans bir markaysa bunu Perez ve Wolfman ‘ a borçludur.

Comics tarihinin en büyük olaylarından biri olan , Dc tarihini temize çeken , 12 sayı sürecek olan ” Crisis On İnfinite Earth ” ile Perez artık en büyüktür. ” Crisis On İnfinite Earth ” ‘ ü anlatacağımı sanıyorsanız , açın avcunuzu ; yalayın. ” Crisis On İnfinite Earth ” o kadar geniş bir seri ki hakkında yazı yazmak çok zor. Kısaca şunu söyleyebilirim ; her köşesinde süper kahramanların cirit attığı seri , Perez ‘ güç gösterisi. 50-60 karakterin bir arada bulunduğu kalabalık sahneleri çizmekte usta olan Perez , döktürmüş resmen.

” Crisis On İnfinite Earth ” ‘den sonra yeniden başlatılan ” Wonder Woman ” ‘ ı yazıp çizmeye başlayan George Perez , bence en yetkin işlerini burda vermiştir. Çokta iyi bir yazar. 62 sayı süren altın yolculuk ile Wonder Woman , Yunan tanrıları ile daha içli dışlı olmuş , şu anda bolca kullanılan duygusal yanı zekice işlenmiştir.

Doksanlı yıllara gelindiğinde ; Marvel için bir kaç küçük proje hazırladı. 1996 yılında,  Kurt Buisek ile hazırladığı The Avengers ona pek çok ödül kazandırdı. Çizim stili biraz değişmişti sanki , yaşlanmıştı haliyle adamcağız. Ama bu , O’nun duracağı anlamına gelmez. Durmadı da ! 3 yıl süren The Avengers yolculuğundan sonra en büyük hayali olan JLA/AVENGERS birleşmesine imzasını attı. Dört sayı süren mini seriyle hem Perez büyük bir hayalini gerçekleştirdi , hem de biz Superman ve Spider-Man ‘i yanyana görme zevkine eriştik. Karlı işti yani . 2000′li yıllar ile Dc Comics’e dönüş yapan , İnfinite Crisis serisine yardımcı olan Perez , yeni başlayacak olan ” The Brave and The Bold ” serisini çizecek , yanında Mark Wolfman’ la.

Bu yazı ile elde ettiğimiz kazanımları maddelersek ;

George Perez gelmiş geçmiş en büyük ustalardan.

Mark Wolfman ve Perez’in elinden çıkan ” Teen Titans ” ‘ lar okunmalı , ” Wonder Woman ” ‘lar hatim edilmeli.

Jim Lee , Ed Benes ve binimum taklitlerden kaçınılmalı , görüldükleri yerderde ; ” Senin baban kim ? Tabii ki George Perez ” deyip yüzüne tükürülmeli.

Terli terli su içilmemeli.

Kış geliyor , sıkı giyinilmeli.

Papa geldi , mümkünse evde oturulmalı. Trafik sıkışık …

George Perez’in çizimi ile Avengers

Fırat DEMİR



Mike Allred
Kasım 29, 2006, 5:06 pm
Kategori: Yazarlar / Çizerler

 

Amerikan çizgi romanının genel sorunudur ” tekrar ” . Ed Benes , Jim Lee taklidi değil mi ? Wolverine her ölümcül kavgadan , bir şekilde , sapasağlam çıkıyor değil mi ? Memeleri , kafadan büyük çizen bir sürü çizerle dolu ( Rob Liefeld , Ed Benes , Michael Turner vs. ) etraf. Eğer bunlardan sıkıldıysanız Mike Allred derdinize derman , kütüphanenize baş tacı olacak !

Çizgi romanın yerleşik normlarıyla ustalıkla oynayıp , alaycı bir arka planla yeni şeyler yaratmak amacı güden genç Mike işe sağlam bir stil yaratarak başlamış. 90′lı yıllarda mantar gibi türeyen taklitcilerin aksine Jack Kirby ve masum 60′lı yılların çizgilerini referans alan , rahat bir çizim anlayışına sahip , hatta biraz karikatürize , çizimler , iyi bir yazar olduğunu fazlasıyla kanıtlayan senaryolarıyla ile dolaşmış kapı kapı.Slave Labor için ufak işler yapan Allred , The Dark Horse Comics tarafından kadroya alınmış ve sonra …

Mike Allred , Dark Horse Comics tarafından basılmış The Madman serisiyle comics dünyasına golünü attı diyebiliriz. Gelen ilk golle seyircileri coşturdu , kaptı Harvey ödülünü. Ama sınırlı bir kesimin dikkatini çeken dergi , 20. sayıdan sonra sonlandı. Valla okumayanlar çok şey kaçırıyor. Alaycı bir arka plana sahip olan dergi tarafımca çok beğenildi. Neyse ; siz bilirsiniz. 1997 yılında ” Fantastik / Rock n Role ” diye adlandırabileceğimiz ” Red Rocket Seven ” mini serisiyle tribünleri coşturan Mike , yeni serisini yeni bir ödülle taçlandırdı. ” Comics Buyer Guide’s ” tarafından ” Yılın Mini Serisi ” seçilen seri 7 sayılık , hoş bir tefrika. Benden söylemesi …

Çizgi roman dışında bir film , iki üç oyunculuk deneyimi ve Red Rocket Seven ‘ a saygı niteliğinde bir albüm çıkardı Allred. Çalışkan adam yani. Laure isimli dilberle evlendi , karısı aynı zamanda çinicisi oldu.

2001 yılında Peter Milligan ile X-Force serisini hazırlayan , daha sonra bu seriye X-Statix ismi altında devam eden Allred sadece bu seriyle tatmin olmadı tabii. Yazıp çizdiği The Atomics ‘ i kendi imkanlarıyla bastı , Erik Larsen ‘ın harika serisi Savage Dragon’a konuk oldu , yine kendi imkanlarıyla bir kaç ” one-shot” çıkardı … Ama bu güzel seriler maddi yetersizlikler sonucu yayından kalktı. X- Statix serisinin bitmesiyle acaba şimdi ne yapacak diye düşünen hayranları fazlasıyla tatmin eden bir dergiyle karşılaştı. 2005 yılında Dc Comics’den çıkan , her sayısını başka bir sanatçının hazırladı Solo serisi 7. sayısında Allred ile şenlendirdi bizi. Allred o kadar iyi bir sayı hazırladı ki şu anda dergi çoğu sitede kalmadı , tükendi ( ama bende var ) .

Bir kaç gün önce harika haber açıklandı ; Madman and The Atomics yeni sayılarıyla , Nisan ayında İmage Comics çatısı altında , aylık olarak yayınlanacak. Ve sıkı durun 2006 Aralık’ında İmage Comics , Dark Horse’den çıkmış Madman’leri tek ciltte piyasaya -sınırlı sayıda- sunacak. Madman Gargantua adını taşıyan cilt haliyle tuzlu olacak maalesef.

Hadi dedikodu yapalım ! X-Statix geri dönebilir , Erik Larsen Mike Allred’le bi şeyler yapabilir ( Erik Larsen ; en sevdiğim yazar/çizer ) , Mike Superman/Batman serisi hazırlayabilir ..

Mike Allred’i görmezler gelenlere son sözüm ; bomba gibi geliyor. Bu sefer kaçamayacaksınız !!

Fırat DEMİR



DAVE COCKRUM’u kaybettik…
Kasım 27, 2006, 6:27 pm
Kategori: Yazarlar / Çizerler

Dave COCKRUM'u

Türkiye’de X-Men Klasik Maceralar adı altında yayınlanan Uncanny X-Men çizerlerinden Dave Cockrum Pazar akşamı 63 yaşında yaşama gözlerini yumdu. Uzun süredir diyabetik hastası olan Cockrum şeker hastalığıyla beraber ortaya çıkan sağlık problemleri yaşamaktaydı. 11 Kasım 1943, Oregon doğumlu çizer çizgi romanlarla erken yaşlarda tanışmış. Bir söyleşide çocukluğunda favori çizgi romanlarının Fawcett Comics’in Captain Marvel‘i (DC’deki adıyla Shazam), Quality Comics yayınevinin Blackhawk‘ı olduğunu söylemiş. Cockrum ilk olarak Vampirella‘nın yayıncısı Warren Publishing’de çalışmış. Kısa bir süre çizer Murphy Anderson’ın asistanlığını yapan çizer o dönemde Superboy ve Superman dergilerini çinilemiş. Ancak DC Comics’in The Legion of Super-Heroes serisi için yaptığı çizimlerle ünlenmiş. Ardından Len Wein’le Marvel’ın X-Men‘ini çizmiş (ki o dönemde derginin editörü Roy Thomas). Storm, Nightcrawler ve Colossus gibi pek çok karakteri tasarlayan Cockrum’dur. 1977′den itibaren X-Men’i, X-Men yapan Chris Claremont’la çalışan Dave Cockrum X-Men 108.’ci sayıda serininin çizerliğini John Byrne’a devretmiş. 1981′de 144′üncü sayıdan itibaren tekrar Uncanny X-Men çizmeye başlamış. Çocukluk kahramanı Blackhawk da dahil olmak üzere The Brave and the Bold, Marvel Fanfare gibi pek çok seri de Cockrum’un imzasını görmeniz mümkün.

Ne söylenebilir bilmiyorum… Kirby, Buscema, Eisner, Toth … Eski ustalar teker teker bizleri terk ediyorlar  :cry:

 Erdem DENİZLİOĞLU

X-Men